“Kutlu Yolculuk, İsra ve Miraç”
Miraç Kandili vesilesiyle açıklama yapan İlçe Müftüsü Osman Numanoğlu, Müslümanların Miraç gecesini kutlarken, Miraç gecesinin en büyük hediyesinin beş vakit namaz olduğunu açıkladı.
“Kutlu Yolculuk, İsra ve Miraç”

 

 

Miraç Kandilini kutlayan İlçe Müftüsü Osman Numanoğlu,” Yüce Yaratıcı kulu ve Habibi Hz. Muhammed (s.a.v.)’i miraç ile şereflendirdiği gibi O’nun ümmetini de günde beş vakit namaz ile huzuruna kabul ederek şereflendirdi.”dedi.

Miraç hadisesinin önemine değinen Numanoğlu,”Miraç, Hicretten bir buçuk sene evvel Recep ayının 27. gecesi vuku bulmuştur. Bu nedenle Müslümanlar bu geceyi Miraç kandili olarak kutlamaktadırlar. Allah izin verirse 13 Nisan Cuma gününü 14 Nisan Cumartesi gününe bağlayan gece Miraç kandilini idrak etmiş olacağız.

İslâmî kaynaklarda genellikle ele alındığı şekliyle Miraç hadisesi iki safhada meydana gelmiştir. Resûl-i Ekrem’in bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya yaptığı yolculuğa İsrâ, oradan göklere yükselmesine Miraç denilmiştir. İsra olayı Kur’an-ı Kerim’de, Miraç olayı ise Sevgili Peygamberimizin hadislerinde bize haber verilmektedir.”dedi.

Miraç hadisesinin Peygamber Efendimizin ve ümmetinin zor zamanlarında meydana geldiğini belirten Numanoğlu,” Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz Peygamberlik görevi ile görevlendirildiğinde O’na iman edenler olduğu gibi karşı çıkanlar da olmuştu. Mekkeli müşrikler Peygamber Efendimizi davasından vazgeçirmek için önce çeşitli tekliflerde bulundular. Sevgili peygamberimiz onların tekliflerini reddedip davasını tebliğ etmeye devam edince, müşrikler O’na ve Müslümanlara akla hayale gelmedik eziyetler etmeye ve onları yalnızlaştırmaya çalıştılar.

Bu eziyetlerin en büyüğü üç yıl boyunca devam eden boykot uygulaması olmuştu. Müslümanların çok büyük sıkıntılar çektiği, çoğu zaman yiyecek bulamadığı boykot yılları henüz yeni sona ermişken bu defa Sevgili Peygamberimiz, kendisine destek olan amcası Ebu Talibi ve vefakâr eşi Hz. Hatice’yi ve kaybetti.

Müslümanlar Peygamber Efendimizin üzüntüsünden dolayı hüzün yılı demişlerdi o yıla. Allah’ın Habibi bu hüzünlü havayı biraz olsun dağıtmak ve Mekke’nin yakınında bulunan Taif halkını İslam’a davet etmek için Taif yollarına düştü. Ne yazık ki Taif halkı Sevgili Peygamberimizin davetine icabet etmedikleri gibi O’nu taşlayarak Taif’ten çıkardılar. Böylece Peygamber Efendimizin üzüntüsü daha da artmıştı.

Elbette Cenab-ı Allah Habibini ve Kendisine inanan kullarını bu mahzun halde bırakmayacaktı. Nitekim bırakmadı da. Peygamber Efendimizin bu hüzünlü gecelerinden birinde, Yüce Mevla, Cebrail (a.s.) vasıtası ile Kulu ve Habibi Hz. Muhammed Mustafa’yı Mekke’deki Mescid-i Haramdan alarak Kudüs‘te bulunan ve çevresi mübarek kılınan Mescid-i Aksaya, oradan da Sema’ya yükselterek hiçbir mahlûka nasip olmamış ulvi makamlara çıkardı.

Miraç olayı; Hz. Peygamber ve Müslümanlar için Yüce Allah’ın çok büyük manevi bir desteği oldu. Ayrıca bu mucizevî hadise hem Mü’minler için hem de inkârcılar için büyük bir imtihan vesilesi oldu. Bir gece vakti önce Mescid-i Haramdan, Mescid-i Aksa’ya götürülmek ve oradan da göğe, Sidretul Münteha’ya çıkarılmak, Allah’ın gücüne ve kudretine inanmayanlar için olacak iş değildi. Peygamber Efendimizin miracına inanmayan müşrikler, Müslümanları da şüpheye düşürmek için çeşitli yollara başvuruyorlardı. Bu niyetlerini gerçekleştirmek üzere Sadık dost Hz. Ebu Bekir (r.a.)’in yanına varıp :”Senin dostun bir gece vakti önce Kudüs’e oradan da gökyüzüne, miraca çıkarıldığını söylüyor. Sen buna ne dersin?” dediklerinde Sadık dost :”Vallahi eğer bunu O söylemişse doğrudur. Evet, tasdik ediyorum. Değil bu, bundan daha ziyade uzaklarına da meleklerin gökten haber getirdiklerine de inanmışımdır.” diyerek hem kendi imanının derecesini göstermiş hem de inkârcı müşriklerin heveslerini kursaklarında bırakmış oluyordu.

Miraç hadisesinin nasıl cereyan ettiği ile ilgili çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. Bize düşen görev bu tartışmalarla uğraşmak yerine Miracı, Mübarek üç ayları vesile kılarak Rabbimizle olan ahdimizi tazelemek ve kulluk vazifelerimizi yerine getirmeye daha çok çalışmak olmalıdır.

Miraç gecesinin en büyük hediyesi beş vakit namaz olmuştur. Yüce Yaratıcı kulu ve Habibi Hz. Muhammed (s.a.v.)’i miraç ile şereflendirdiği gibi O’nun ümmetini de günde beş vakit namaz ile huzuruna kabul ederek şereflendirdi. Namaz kulu Allah’a yaklaştıran, yücelten en önemli ibadettir.  Namaz sevenin sevdiğiyle buluşma vaktidir.  Bundan dolayıdır ki Sevgili Peygamberimiz “Namaz Mü’min’in Miracıdır.” buyurdu.

Bu gece yapabileceğimiz en hayırlı amel: Sanki Hz. Muhammed (s.a.v.) bu gece Miraç’tan inmiş ve beş vakit namazın Allah’ın emri olduğunu bize bildirmiş gibi beş vakit namazımıza, Miracımıza sahip çıkmaktır. Çünkü Rabbimiz: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.” Buyurmaktadır.

Yüce Rabbimizden; Miraç gecesini tüm Müslümanlar ve insanlık için hayırlara vesile kılmasını, cümlemize namazına, ibadetlerine ve diğer kulluk vazifelerine sımsıkı sarılan kullarından olabilmeyi nasip eylemesini niyaz ediyorum. Miraç’ımız Mübarek Olsun.”ifadelerini kullandı.

Kategori: SOLHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
-