Advert

Dünyada Biraz Huzuru Bulmanın Yolu

Kutsal kitabında düşünme ile ilgili 80 ayetten fazla teşvik ve emir bulunan kıymetli Müslüman!

 

Ramazan bütün güzelliği, bereketi ve huzuru ile gönlümüzü, evimizi, mahallemizi, kuşatmış bulunmakta. Her yıl büyük bir özlemle aradığımız ve arzuladığımız bu atmosfer bir yandan ruhumuzu ve bedenimizi dinlendirirken, diğer yandan bize, bizi hatırlatmakta ve imanımızı tecdit ettirmektedir. Ramazan ayı gönülleri yumuşatan mucizevi bir dokunuşa sahip olduğu için her anı başka bir lezzet her nefesi bambaşka bir soluktur.

 

Yıl boyunca dünyanın her türlü kirine, tabiri caizse mübtelâ olmuş olan insan Ramazan ayı ile bu durumdan azade olmanın güzelliğini yaşamakta ve bu durumu çevresine hissettirmektedir. Tabi bu haller yıl boyu sürmediğinden bazen Ramazan biter bitmez eski duruma rücu olunmaktadır. Bundan dolayı Müslümanların bazen ‘keşke Ramazan bütün yıl boyunca kalsa’ sözüne tanık olduğumuz çok olmuştur.

 

Evet, okumayı seven kıymetli dostlar!

 

İşte böyle feyizli ve bereketli bir zaman dilimini yarılamış bulunuyoruz. Artık bu mübarek ay eteğini toplamaya başladı. Gelecek yıla kadar da aramızdan ayrılacak. Hüzünlü ve buruk bir bayram sevinciyle aramızdan ayrılacak. Bu mübarek aya gelecek yıl tekrar kavuşur muyuz? Bilemem…

 

Ancak şunu iyi biliyorum ki, bu ay öyle güzel ve cömert bir ay ki, biz Müslümanları bırakıp giderken bile öz kıvamında bazı hediyeler bırakıp öylece bizden ayrılmaktadır. Ve bu şekilde bütün yıl boyunca bereketini bize ve ailemize, getirdiği iç huzuru ise ömrümüze yaymaktadır. Nasıl mı? Anlatayım.

 

Ramazanın tılsımı olarak değerlendirebileceğimiz İtikâf denen maya ile bunu yapmaktadır. Bu çerçevede Ramazan aynın son 10 günü Ramazan aynın özünü teşkil ediyor dersek her halde yanlış söylemiş olmayız. Zira bu son 10 gün muhteşem anların var olduğu bir zaman dilimini içinde barındırmaktadır. İnsanlara rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz bu son 10 gününde Kadir gecesinin aranmasına ve feyzinden faydalanılmasına dair teşvikleri bütün Müslümanların malumudur. Bu bağlamda bu son günleri en iyi nasıl değerlendirebiliriz diye soracak olursak, buna tek kelimelik bir cevap vermek mümkün: İTİKÂFLA.

 

Kıymetli düşünen kardeşim!

 

Biz Müslümanlar maalesef bu sorunun cevabı olan sözcüğün anlamını, mahiyetini uzun zamandır unuttuk. Hatta aklımıza bile getirmedik, getiremedik. Bu doğrultuda kaçımız bu kelimenin anlamını ve icra ettiği vazifeyi bilerek yaşadık veya yaşamaya niyet ettik bilemiyorum. Hatta kaçımız Ramazanın bu muhteşem hediyesini kapmak için sabırsızlandık. Ve belki de en önemlisi, kaçımız yıl boyunca yaşadığımız manevi sorunların çözümünün aslında itikâfla mümkün olduğunu bilip ona göre kendimizi ayarladık bu anları değerlendirdik inan bilmiyorum. Ancak şunu açık bir şekilde görebiliyorum, maalesef çoğumuz bunu ya bilemedik ya da geçici dünyanın geçici meşgalesini bahane ederek öteledik hatta önemsemedik, öyle değil mi?

 

Hâlbuki yıl boyunca nefsimizin ve şeytanın darbeleri ile tarumar olmuş iç dünyamızın tamiri, ancak ve ancak İtikâfla mümkündü. Neden mi itikâfla mümkündü?

 

Gelin size bunu açıklamaya çalışayım: bak kıymetli kardeşim!

 

Şunu iyi bil ki; İtikâf, özümüze bir dönüş yolculuğudur aslında. İtikâf bu dünyada zayıf ve biçare olan bizlerin

 

Tekrardan bu zayıflıklarını ve biçareliklerini hatırlamalardır. İtikâf her şeye gücü yeten Allah’ımızla samimi ve dolaysız bir dertleşme ortamıdır. İtikâf gözyaşlarımızın aktığı ve bizi arındırdığı bir ledünni ortamdır. İtikâf dünyavî ve dolayısıyla fani olan her şeyin, bakî olan tek şeye gerçek anlamda feda edilebildiği nadir bir ortamdır. İtikâf Ramazanın son 10 gününde yapıldığı halde bereketinin bütün yıl boyunca hissedildiği bir özdür. Bunu için Allah’ım bizleri İtikâfla donanmış olarak huzuruna çıkarsın.(Âmin)

 

İtikâfa meftun olması gereken ey Müslüman!

 

Şunu asla unutma İtikâfı bahanelerimize feda ettiğimizden beri bizler belimizi doğrultamadık. İslam dünyası her anlamda bereketini yitirdi. Çaresizlik ve basiretsizlikle çepeçevre kuşatıldık. Hepsinden daha önemlisi bu durumumuzun çözümünü hiçbir zaman maneviyatta aramadık. Arar göründük sadece. Dolayısıyla çözümü burada aramadığımız için çözümsüzlüğün neticesi şu yaşadığımız dünyada net bir şekilde ortadadır.

 

Dolayısıyla İtikâf Müslümana çaredir aslında. İtikâf ne için bu dünyada olduğumuzu tekrardan bize hatırlatan bir kâlu beladır. Bunun için itikâfımızı bu Ramazan ve her Ramazanda mutlaka yapmalıyız.

 

Şimdi bu yazılanları okuduktan sonra, belki de şöyle soranınız vardır. Arkadaş İtikâf deyip duruyorsun, bu itikâfta neyin nesidir? Evet, maalesef özünüzü kaybettiğimizden dolayı bu sorularla karşılaşmamak mümkün değil. Ne yapalım, bizde kısaca itikâfı burada tarif edelim.

 

Kıymetli Müslüman! İtikâf, sözlükte; kendini bir konuya verme, bir konuya bağlama anlamında kullanılmıştır. Bunun yanında dünya işlerinden vazgeçip bir yere kapanma anlamı da vardır. Biz bu iki anlamı da kast etmekle birlikte daha çok ikinci anlamına vurgu yaptık. Yani İtikâf: biz Müslümanların Peygamberimiz örnek alarak Ramazanın son 10 gününde dünya ve içindekilerden kendimizi tamamen soyutlayarak mescit veya camiye kendimizi kapatmak ve oradan zorunlu haller hariç asla ayrılmamaktır. Bu 10 günlük zamanı Kur’an’ı okuyarak ve anlamaya çalışarak geçirmek, namaz kılmak, dünyada bulunma nedenimizi düşünmek itikâfın en önemli amaçlarındandır. İşte kısaca itikâf budur. Yapabilene ne mutlu.

 

Aziz okumayı erdem sayan dostlar şimdi dilerseniz bir dua ile bitirelim.

 

 

Allah’ım yaşamakta olduğumuz bu mübarek ve feyiz dolu Ramazan ayının kıymetini hakkıyla bilebilenlerden olmayı biz nasip et. İtikâfını hakkıyla yapan ve İslam dünyasının manevi buhranını idrak ederek sana niyazda bulunan kullarından eyle bizleri… Allah’ım sen bizi bizden iyi bilirsin, korku ve kederlerimizden bizleri emin kıl, habibine layık ümmet sana layık kul eyle bizleri…Amin, amin, amin…

foto
Yazar: Yusuf EKREM
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal