Ölüm Var, Nasihat Yok

Ölüm kaçınılmaz son, yolun bitişi, ete kemiğe ruh üfleyerek, hayat verilen ve kendisine ömür tayin edilen insanoğluna dünyanın sınırsız olmadığını haykıran çığlıktır.

Ölüm  dünya ve içindekilerinden firakın, ahiretteki Ceza ve mükafat diyarında vuslata varmanın tokmağıdır.

Ölüm dünya uykusundan, ahirete uyanmanın adıdır... Ölüm hesapsız amelden, amelsiz hesaba geçişin güzergahının hitamıdır.

Ölüm insan üzerinde tesir gücü yüksek olan bir hakikattir. Ne yapıyorum, nereye gidiyorum, neler yaptın? Suallerini beyne duyuran sözcüdür. Özellikle insanoğlunun nasihat alıcılarının en yüksekte olduğu ve kendisini aciz hissettiği andır. Nitekim Efendimiz "Lezzetleri ezzetleri acılaştıran Ölümü çokça anınız" buyuruyor.  Eğer ölümün kıymetini bilirsek bizi dizginleyen, bizi terbiye eden büyük bir hakikatin olduğunu anlarız. Tefekkür cihazımızı çalıştırırsak, bize aynen şunları ders olarak verir. "Nasihat istersen, ölüm yeter." Burdaki özlü söze büyük anlam yüklendiği Üstad Bediüzzaman tarafından bildirilmekte ve dikkatimizi oraya çekmektedir. Ne yazık ki toplumumuzun neredeyse tamamına sirayet eden hastalık, ölümün hep başkalarına uğradığıdır. Özellikle taziye evleri ya da yerleri, ölümü, faniliği hatırlamanın, en üst düzeye çıktığı yerler olması gerekirken, ziyaret toplantısıymış gibi bir algı oluşuyor. Taziye yerlerinde ise 3 gün ölen kişinin ruhuna okunan Fatiha ile geçiştiriliyor. Oysa ki orada bulunan ilim sahipleri, alimler 5-10 dakikalık sohbeti aralıklarla yaparsa, oraya gelen insanlar üzerinde daha büyük etki ve tesir bırakır. Toplumumuz ve neslimiz ciddi sorunlar ile karşı karşıyadır. Ne yazık ki nasihat alması gereken ortamlar fazla olmasına rağmen bundan istifade etmeyen, buna kör olan bir kesim var. Bu habersiz kesimi, Allah'a kulluğa giden yoldaki engelleri kaldırma ve onlara Allahu Teala'yı hatırlatma gibi bir mesuliyetimiz vardır. Allah'tan uzak, ahiret ve ölümden uzak, namaz ve oruçtan uzak olan nesillerimiz var. Okulda, a televizyonda, telefonda, internet veya çeşitli arkadaş ortamlarında, kendine sanal dünya bulup, o dünya ile tatmin olmaya, huzur bulmaya çalışan bir nesil var. Evet o gençler belki Allahu Tealanın yeteri  kadar tanımıyor olabilir. Ahiret, namaz, oruç vesaire endişesi olmayabilir. Lakin mutlaka ölen yakınları olduğunda o taziye yerine uğrayacak ve orada bulunacaktır. Fıtratına yerleştirilen İslamı, ilim sahipleri ve alimler sulayıp büyütebilir, fidanları meyvede yetiştirebilir.  Yeter ki endişemiz olsun. Yeter ki nasihat olsun, kalpler ölümlerle dirilebilir.

Not : Her taziye yerinde mutlaka ses cihazı olmalı ve alimler, ilim sahipleri bu işe öncülük etmelidir.

foto
Yazar: Ayhan ERKMEN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal