Kurban Bayramı Öncesi Önemli Açıklama
Kurban Bayramı ve Kurban İbadeti ile ilgili bilgi veren İlçe Müftü Vekili Osman Numanoğlu, Ayet ve Hadislerden örnekler vererek açıklamalarda bulundu.
Kurban Bayramı Öncesi Önemli Açıklama

Solhan Müftü Vekili Osman Numanoğlu, Kurban Bayramı ve Kurban ibadeti hakkında bilgi verdi.

Kurban bayramı, hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlandığını hatırlatan Numanoğlu, “Hicretten sonra, Medine sakinlerinin İran’dan alınma Nevruz ve Mihricân bayramlarını kutladıklarını gören Hz. Peygamber (S.A.V.), “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, kurban ve ramazan bayramlarıyla değiştirmiştir” (Ebû Dâvûd, “Salât”, 245;) mealindeki hadis-i Şerifi ile Müslümanlara Ramazan ve Kurban bayramlarını müjdelemiştir.” İfadelerini kullandı. 

Numanoğlu, “Esasen Ramazan orucunun ilk defa farz kılındığı yıl, Ramazan ayını oruçla geçiren müminler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama ramazan bayramı veya bayramdan önce fitre (fıtır sadakası) verildiği için “fıtır bayramı” denilmiştir. Hicrî takvimin son ayı olan Zilhiccenin onunda başlayan ve dört gün devam eden “kurban bayramı” ise bu günlerde kurban kesildiği için bu adla anılmıştır” dedi.

 

“Bayramlarımızı ve Kurbanlarımızı Kardeşliğimizi Pekiştirme Fırsatına Çevirelim” 

Müslümanların tek vücut gibi olduğunu ve bugün o vücudun ateşli hastalığa yakalandığını anımsatan Numanoğlu, “Peygamber Efendimiz  “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” Buyurarak Müslümanları tek bir vücudun uzuvlarına benzeterek birbirimiz için ne anlama geldiğimizi bize öğretmiştir. Ne yazık ki bugün bu mübarek vücudun birçok azası ateşli hastalığa tutulmuş durumda ve bu durum vücudun diğer azaları olan bizlerin, bu bayramı da buruk bir şekilde geçirmemize neden olmaktadır. Kardeşlerimizin bu sıkıntılarının son bulması için milyonlarca insanın hac ibadeti için kutsal mekânlarda Allah’a niyaz ettikleri bu mübarek günlerde bizler de bulunduğumuz yerlerde, camilerimizde, evlerimizde Rabbimize yalvarıp dua etmeli ve kurbanlarımızla kardeşlerimize yakın olmanın yollarını aramalıyız. 

Aramızda istenmeyen kırgınlıklar olsa da bayramlarımızı küskünlük ve dargınlıkların sona erdirilmesi için fırsat bilmeli, sıla-i rahim görevimizi yapmanın huzuruna ermeliyiz. Kendi aramızda ki ziyaretlerimizin yanında hasta olan kardeşlerimizi ve ahirete göç eden kardeşlerimizi de unutmamalı, hastalarımızı ziyaret ederek onlara geçmiş olsun temennilerimizi sunmalı, kabristanlarımızı da ziyaret ederek orada yatanlara hayır duada bulunmalı ve Yüce Rabbimizden rahmet dilemeliyiz. Aile efradımızı, özellikle çocuklarımızı da bayram neşemize ortak etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

 

Kurban İbadeti 

Mezheplere göre kurban kesmenin hükmünü de açıklayan Numanoğlu, “Kurban kesmek, Hanefi mezhebine göre vacip, Şafii mezhebine göre ise sünnet-i müekkededir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Âdemoğlu, Nahr (kurban) günü, kurban keserek kan akıtmaktan, Allahü tealaya daha sevimli bir amel işlememiştir. Şüphe yok ki kurban edilen hayvan kıyamet günü; boynuzları, kılları ve ayakları ile gelir. Onun kanı daha yere düşmeden, Allah onu kabul eder. ” 

Kurban: Dini bir terim olarak Allah’a yaklaşmayı, Allah yolunda malların feda edilebileceğini, Allah’a teslimiyeti ve şükrü ifade eden, Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle kurban bayramı günlerinde (eyyamı nahr da) ibadet maksadıyla usulüne uygun olarak kesilen hayvanın adıdır. Buna udhiyye de denir. 

Bir ibadet olarak kurban insanlık tarihiyle beraber başlar. İnsanlık tarihi boyunca bütün ilahi dinlerde kurban kesmek, insanı Allah’a yaklaştıran ibadetlerden sayılmıştır. Kur’an-ı Kerimde Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerine şahit oluyoruz.  Allah’u Taala şöyle buyuruyor. 

“Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi. Diğeri de “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” dedi.” (Maide 27)

 

Hz. Âdem’in oğulları Habil ve kabil Allah’a kurban adamışlardı. Kabil malının en değersiz olanından bir miktar ekini, Habil ise malının en iyisinden bir koçu Allah’a sunmuşlardı. Allah’u Teala, kullarının amellerini samimiyetlerine göre değerlendireceğini Kabil’in kurbanını redderek Habil’in kurbanını ise kabul ederek bize çok önemli mesajlar vermiştir.” Açıklamalarında bulundu.

 

Hz. İbrahim ve Oğlu Hz. İsmail’in Teslimiyet Sınavı 

Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail kıssasından da örnek vererek Allah’a karşı gösterilen büyük sadakata dikkat çeken Numanoğlu, “Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi”.  (Saffat 37/102 mealindeki ayet-i kerimeden anlaşılacağı üzere: Kurban bayramı Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etmek istemesi ve Hz. İsmail’in de buna razı olması, nihayet Allah’a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hatırasını taşımaktadır. Müminler bu günlerde kurban kesmek suretiyle bir yandan bu iki peygamberin Allah’a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamakta bir yandan da kurbanlarıyla Allah’a ve birbirlerine yakınlaşmanın gayretini göstermektedirler. Yüce Rabbimiz “Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz, fakat Mü’minlerin takvaları Allah’a ulaşır…” buyurduğuna göre önemli olan eti için hayvan kesmek değil, Allah rızası için belli bir malı belli bir zamanda Allah için feda edebilmektir. Kurban, zengine malını Allah’ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir; onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur” ifadelerini kullandı.

 

Kurbanla İlgili Dikkat Etmemiz Gereken Bazı Hususlar 

Kurban Bayramı ve Kurban İbadeti ile ilgili bilgi veren Numanoğlu, son olarak kurbanla ilgili dikkat etmemiz gereken bazı hususları şöyle sıraladı: 

1.İslam Dininde kurban edilecek hayvanlar; Büyük baş hayvan olarak, Sığır, Manda ve Deve, Küçükbaş hayvan olarak, Koyun ve Keçidir.

2.Koyun ve keçi cinsinden hayvanlar bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilebilir. Koyunun semizlik ve gösteriş olarak bir yaşındakilerle aynı olması halinde altı ayını tamamladıktan sonra da kurban olabilir Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler. Koyun ve keçi bir kişi tarafından, sığır, manda ve deve ise yedi kişiye kadar hisseli kesilebilirler.

Şafii mezhebine göre koyunun kurban olabilmesi için; en az bir yaşını bitirip ikiye girmiş olması gerekir. Keçi, sığır ve mandanın, en az iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş olması gerekir. Devenin ise, en az beş yaşını bitirip altıya girmiş olması gerekir.

3. Hayvanın; kurban olmasına mani bir kusurunun bulunmaması gerekir. Kör, topal, çok zayıf, hasta; kulağı, kuyruğu, memesi veya dili kesik; dişlerinin tamamı veya çoğu dökülmüş olan hayvandan kurban olmaz. 

4.Kurbanın Kurban bayramı günlerinde kesilmesi gerekir. Bu günler ise, Hanefi Mezhebine göre, kurban bayramının ilk üç günü olup. Şafii mezhebine göre bayramın dördüncü günü, güneşin batışına kadar devam eder.

5. (Şafiilere göre) Niyet etmek. Niyet; kurban kesileceği zaman getirilebildiği gibi, daha önce de getirilebilir. Kurban etini veya derisini satmak caiz değildir. Kesen kimse, adak (nezir) olmayan veya vasiyet edilmemiş kurbanın etinden yiyebilir, ailesine yedirebilir ve hatta zenginlere de hediye edilebilir.

Tüm Müslümanların yaklaşan Kurban Bayramını tebrik ediyor, bayramın tüm Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

 

Kategori: SOLHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
-