Advert
Mekke'nin Fethi Solhan’da Kutlandı
Solhan Çağrı-Der tarafından, Mekke'nin Fethinin bin 388'inci yıldönümü münasebetiyle "Mekke'nin Fethi Programı" gerçekleştirildi.
Mekke'nin Fethi Solhan’da Kutlandı

Mekke'nin Fethinin bin 388'inci yıldönümü münasebetiyle Solhan Çağrı-Der, ilçemizde  "Mekke'nin Fethi" programı düzenledi. 

Solhan Kültür Merkezinde düzenlenen program, İmam Hatip öğrencisi Serhat Öztürk tarafından okunan Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. 

Programa konuşmacı olarak katılan Bingöl Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Tahir Gündüz, Belediye Başkanı Abdulhakim Yıldız, HÜDA PAR İlçe Başkanı Sadrettin Kırım, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali İhsan Yanılmaz, Tarım ve Orman İlçe Müdürü İrfan Bozkurt, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. 

Yılbaşı eğlenceleri adıyla dayatılan kötülüklere karşı tavır alınması gerektiğini dile getiren Araştırma Görevlisi Mehmet Tahir Gündüz,”Yüce Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun ki şu anda dünyanın dört bir tarafında 365 gün yaptıkları yetmezmiş gibi bu son gün, son dakika ve son anda intikam alırcasına şehveti coşan, her türlü kötülüğe bulaşan, zinası, içkisi, kumarı her şeyi ile bir kutlamaya bir şenliğe dönüştüren insanlardan değiliz. Yüce Allah’a ne kadar hamd etsek azdır. Elhamdulillah ki biz Allah’ı zikretmek için, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (as) yad etmek için, onun mübarek fethini Kur’an-ı Kerim’in müjdelediği Mekke’nin fethini kendimize gündem edindik. Bu kötülüklere karşı alternatif bir gündem oluşturduk. Gönül ister ki biz gündemi kuralım, başkası alternatif gündemler oluştursun. Ama maalesef bir asırdır, iki asırdır zayıf düştüğümüzden beri, biz artık mecburen kendimiz gündem oluşturmak zorunda kalıyoruz. Başkası bizi taklit etmiyor. Halbuki asırlar boyunca kafir Müslüman’ı taklit ediyordu. Yüce Allah İslam’ın Müslüman’ın o şahlı, o büyük günlerini bir daha geri getirsin inşallah. Çünkü İslam tarihinin en büyük olaylarından birisidir bu ve aynı zamanda içinde bulunduğumuz gün ister istemez noel, yılbaşı kutlamalarının yapıldığı ve maalesef yanı başımızdaki birçok insanın bile aynı hataya düştüğü bir durum olduğundan bu gündemle ilgilide ister istemez bir kaç kelam etmemiz gerekiyor. Maalesef Bingöl gibi dindar, muhafazakar diye addedilen yerde bile belki binlerce milli piyango bileti satılmıştır. Şans adı altında binbir çeşit kumar işletiliyor. Ve maalesef bunların bir kısmı resmi olarak yapılıyor. Bugüne geldiğimizde bu artık ayyuka çıkmış oluyor. Miladi bir senenin bitip diğer bir senenin başladığı anlarda tamamen her türlü çirkeflik sergilenmektedir. Buna karşı tavır almamız gerekir. 

Maalesef tamda muhasebe yapacağımız kendi kendimizi hesaba çekeceğimiz, hem fert olarak hem toplum olarak yapmamız gereken muhasebe olan bir anda insanlar tam tersine her şeyi unutmak istercesine o kötülüğün daniskasını daha fazlasını bu dakika da yapmak için birbirleriyle yarışıyor. Köylümüz, dindar, namazında, niyazında olan insanlar bile bugünü kapitalist düzen nasıl ki kendisi için bir çıkara dönüştürdüyse, ticarete dönüştürdüyse bizde maalesef hindiyle falanla filanla bir nebze de biz katkı sunuyoruz. Elbette ki bunu yapmak, buna katkı sunmak ayrı şeylerdir. Ama en nihayetinde hiçbirisi Müslüman’a yakışan şeyler değildir. Müslüman bu işin kıyısında köşesinde bile olamaz, olmaması gerekir. Müslüman sadece camide, namazda, sadece Kur’an okunduğunda, mezarlık ziyaretinde başını örten namazını kılan değil. Müslüman 7/24 Müslüman’ca bir duruş sergileyen insandır. Her zaman ve her yerde işte bu Müslüman diyebileceğimiz bir tip, bir modern, bir rol olması gerekiyor. Fert olarak her birimizin bu yetkinliğe sahip olması gerekiyor. İnsanlar bizde dini, Müslümanlığı görmesi gerekiyor. Bizde Peygamberin ahlakını, Sahabenin ahlakını, karakterini görmesi gerekiyor. Bu hususta bir Hadisi Şerifi yad edip ondan sonra Mekke’nin Fethine geçeceğiz. Hz. Peygamber Efendimiz buyururlar; “Her kim bir kavme, bir halka benzerse o onlardandır.” Tabi onlardandır, derken kimisi çok kolaya kaçarak zahiri bir bakış açısıyla hatta tekfirci bir bakış açısıyla nerdeyse pantolon giyen bir adamı bile kafirin veya batılının bir örfünü yerine getiren bir insanı bile nerdeyse dinin dışına çıkarabiliyor. Bir açıdan bir yerde tefrit, öbür yerde de ifrat. Kimisi ise batının yaptığı her şeyi masum görüyor. Bir örf adet şekli bir şey olarak görüyor. Dolayısıyla bir insan bir batılıya ne kadar benzerse benzesin bunun hiçbir sakıncası olmadığını, masum bir hareket olduğunu düşünüyor. İşte bu hususta Müslümanlar olarak, mutedil bir insan olarak, vasat bir ümmet olarak, bizim burada da tavrımızı ortaya koymamız gerekiyor. Ne ifrat, ne tefrit elbette ki bizim buna karşı duruşumuzu sergilememiz gerekiyor. Ama biz hiç kimseyi küçük bir hareketinden dolayı tekfir edemeyiz, kafir göremeyiz. Şeklen kafire benzedi diye kafir olmaz hiç kimse. Kalp ayrıdır, kalıp ayrıdır. Ama değil mi ki her kalıbın bir kalbi vardır. Kalıpta önemsiz değildir, bazılarının dediği gibi sırf gönlü temiz olsun, başını örtmüş örtmemiş, çarşaf manto giymiş giymemiş, namaz kılmış kılmamış önemli değildir demiyoruz. Ama her şeyi yerli yerine oturtmamız gerekiyor. Elbette ki bu şekil önemlidir. O zaman bu tür şeylere karşı hassas olmamız gerekiyor. Bu noel denilen, yılbaşı denilen şeyin sadece bir andan bir saatten ibaret olmadığını, o patlatılan havai fişeklerden ibaret olmadığını bilmemiz gerekiyor. Aslında bu şekilde süper güçler, uluslararası toplum diye tabir edilen güçler, kültür emperyalizmi ile hepimizin kalbini, kültürünü, gönlünü, kafasını, zihnini her şeyi işgal etmeye çalışıyorlar. Evet, buna küfür diyemeyiz, ama bu sadece şekli bir hareket’te değildir. Bunun elbette ki vebali vardır, haramdır.  Buna da dikkat etmemiz gerekiyor. Maalesef bugün medya iletişim araçlarıyla bunu başarıyorlar.

Bizim anlattıklarımızdan daha çok, çoluk çocuğumuza onlar anlatıyorlar. Bizim etkilediğimizden daha fazla onlar etkiliyorlar. Dünyanın öbür tarafında bir moda çıktığında işte bu kültür emperyalizmi, bu kapitalizm her şeyi ticarete paraya dönüştüren bu şey bunu getiriyor, benim köyüme de, senin köyüne de getiriyor, bana da satın aldırıyor, sana da. Yüce Allah cümlemize hassasiyet nasip etsin.”dedi. 

Kendi tarihimizi sürekli gündemde tutmamız gerektiğini belirten Gündüz,”31 Aralık Hicri Takvime göre Ramazan ayının 10'cu 20'ci günler arası Mekke’nin fethi bizim aslında her zaman takvimlere bakıp sadece bugün yılbaşına alternatif olarak bu günleri hatırlamamız değil, her zaman Hicri Takvimi gündeme almamız gerekiyor. Kendi tarihimizi, tarihi şahsiyetlerimizi, örnek şahsiyetlerimizi her zaman ön plana çıkarmamız gerekiyor. Sadece bugüne has değil, sadece bir tepki olarak, sadece bir günlük, bir saatlik, bir alternatif olarak değil, aslında İslam kendisi bile bir alternatif bile değil, tam tersine diğer sistemler, beşeri sistemler İslam’ın bir alternatifidir. Bunun bilincinde olmamız gerekiyor. Ne kadar güçlü olduğumuzun ne kadar büyük, sağlam bir dine bir inanca sahip olduğumuzun da farkında olmamız gerekiyor. Buna sahip olan insan elbette ki bir batılıya özenmez, kendisini asıl olarak görür. 

Az önce kardeşimizin okuduğu ayeti kelimelerde yüce Allah kendi Peygamberinin rüyasını gerçek çıkarıyor. Zaten Peygamberlerin bütün rüyaları sadıktır, güneş gibi ortaya çıkar. Hudeybiye’de Müslümanlara Mekkeli müşrikler 10 yıllık bir anlaşma yapmışlardır. Ama küfür milleti hiçbir zaman anlaşmasına bağlı kalmaz. Ama Müslüman her zaman sözüne sadıktır. Ahde vefa Müslüman’ın önde gelen özelliklerinden biridir. Hz. Peygamber öyle bir savaş stratejisi geliştirdi ki Mekke’yi mükeremeye girdiği 5 koldan hiç kimsenin burnu kanamadı. Sadece Halit bin Velid İslam’ın büyük komutanının girdiği taraftan bir kaç kişi öldürüldü. Koskoca Mekke Hz. Peygamberin stratejisiyle kansız bir şekilde barış yoluyla fethedildi.” 

Mekke'nin fethi hakkında hazırlanan sinevizyon gösterimiyle devam eden program, Molla Zahir Öğer’in yaptığı dua ile sona erdi.



Kategori: SOLHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
-