“Şehitliğin Alameti Şahit Olmaktır”
Solhan Çağrı-Der tarafından düzenlenen ‘Şehitler Gecesi’ etkinliğinde konuşan Bingöl Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim Dağılma,“Şahit olmayan şehit olamaz, şehitliğin alameti şahit olmaktır.” dedi.
“Şehitliğin Alameti Şahit Olmaktır”

Solhan Çağrı-Der tarafından Şubat Ayında şehit olanları anmak amacıyla 'Şehitler Gecesi' isimli bir program düzenlendi.

 

Belediye Kültür Merkezinde düzenlenen konferans, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programa Belediye Başkanı Abdulhakim Yıldız, MHP Belediye Başkan Adayı İbrahim Sönmez, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali İhsan Yanılmaz, HÜDA PAR İlçe Başkanı Sadrettin Kırım, Ak Parti İlçe Başkanı Nihat Doğu, MHP İlçe Başkanı Mehmet Yıldız, MHP İl Genel Meclis üyesi adayı Mehmet Yazıcıoğlu ile çok sayıda vatandaş katıldı.

 

Programa konuşmacı olarak katılan Bingöl Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim Dağılma, şehadet aşkının önemine değinerek, Şubat ayında birçok dava adamı ve dava önderi âlimin Cenab-ı Allah'ın takdiriyle bu ayda şehadet şerbetini içtiğini söyledi.

 

Şahadet, şehitlik ve şehitler deyince bizim aklımıza Şubat ayı geldiğini belirten Dağılma,”Niçin Şubat ayı çünkü bir ilahi lütuf olabilir. Hepimiz Şubat’ın soğuğunu biliyoruz. Genelde kışın en soğuk ayıdır. En etkileyici ayı derdik, birde ilginç bir tevafuktur ki yeryüzünün birçok coğrafyasında şahadetin ve şehitliğin yoğunlaştığı ay Şubat ayıdır. Hama şehitlerini hatırlayalım, El-Halil şehitlerini hatırlayalım ve birçok diğer şehitleri hatırlayalım ve en son Mısır’da şehit olan, idam edilen 9 kardeşimizi hatırlayalım, hepsinin şehadeti Şubat ayıdır. Hani Allahu Teâlâ ayeti kerimede buyuruyor ya; günler Allah’ındır, aylar Allah’ındır, haftalar Allah’ındır. Nasıl ki birileri günlere, aylara ve haftalara anlamlar yükleyip onunla bizi meşgul etmek istiyorlar. Öncelikle kapitalist zihniyet kendi parasal çarklarını döndürmek için, kendi maddi menfaatlerini daha alabilir bir noktaya ulaştırmak için ne yapıyor. Birçok yönden cebimizden çalan, birçok yönden ahlakımızdan çalan, birçok yönden değerlerimizden çalan uyduruk günleri bize sunuyor. Ve maalesef bu uyduruk günlere anneler günümü dersiniz, sevgililer günümü dersiniz, yılbaşımı dersiniz, bunları bizim içimize de yerleştirmeyi başardılar. Küfür bizi en hassas noktalardan vurmak için uğraşıyor. İslam’ın kuvveti onlar için en büyük bir korkuyken onlar İslam’ın “İ”sine dahi tahammül edemezler. Çünkü onlar biliyorlar ki İslam’ın “İ”sinin olduğu yerde diğer harflerde kendiliğinden bina edilecek ve İslam onların karşısına, o şeytani beklentilerini şeytanın umutlarını hüsrana uğratmak bir kuvvet olarak, bir din olarak duracaktır. Bunun olmaması için elinden geleni yapıyorlar. Eğer onlar bizim günlerimize el atmışlarsa bizimde kendi günlerimizi Allah’ın razı olacağı şekilde değerlendirmemiz lazım.

 

Öyle bir yapmalıyız ki bir ay gelince o ayı komple Muhammed Mustafa Aleyhisselatu vesselam kuşatmalıdır. O’nu konuşmalıyız, anlamalıyız, O’ndan bahsetmeli ve O’nu yaşamalıyız. Bir ayımız gelecek ki, Hz. Adem'den başlayıp Hz. İsa'ya kadar ne kadar Peygamberlerimiz varsa tevhid önderleri varsa onları konuşacağız. Bir ay getireceğiz önümüze Hz. Asiye'den başlayıp Hz. Meryem'le, Hz. Hatice ile Hz. Fatıma ile Hz. Zeynep’le devam edip İslam’ın kadına vermiş olduğu misyonu konuşacağız. Diğer bir ay getireceğiz Resullullah (s.a.v)'ın sahabelerinden konuşacağız. Hz. Ömer'den konuşacağız, Hz. Ali'den konuşacağız, Hz. Osman'dan konuşacağız, Hz. Ebubekir'den konuşcağız. Ve yine yeni bir ay geldi, kaybolmuş değerlerimizden, bizden çalınan değerlerimizden, bize unutulan değerlerimizden konuşacağız. Tahkiki imanı bizden alıp bizi taklidi bir noktaya sevk eden ve geleneksellik örtü hastalıklı içimize atan o oyundan kurtulmak için bir ayda bizden çalınan değerlerimizden konuşacağız. Yani namazı konuşacağız, yani orucu konuşacağız, yani cihadı konuşcağız, bizi biz yapan ne varsa bizi Allah'a yaklaştıracak olan ne varsa onu konuşcağız. Kardeşliği konuşcağız, selamı konuşacağız, sadakayı konuşacağız, Muhammedi konuşacağız ve öyle bir konuşacağız ki Musa (a.s)'ın dilindeki düğümü çözen Allah, bu kendi dininin konuşma aşkımızdan sevdamızdan dolayı bizim de dilimizdeki düğümü çözecek. Artık dilimizden çıkan kelimeler kulakları tırmalamaktan ziyade Allah’ın rızasıyla güzelleşmiş kelimler, harfler hidayet vesilesi olacak. İşte biz bu günleri, bu ayları, bu anları bu zamanları bunun için konuşuyoruz. Ve bu gecede şehitliği konuşacağız, şahadeti konuşacağız, şahitliği konuşacağız yani belki de birçoğumuzun es geçtiği bir noktayı konuşacağız.

 

Allah aşkına Kaç tanemiz şehitliği konuşurken gerçekten bir Hamza (r.a.) gibi, bir Amr Bin Cemûh (r.a.) gibi, bir Hz. Hüseyin gibi ve arkamızda Rabbimizin katına şehit olmakla varan bu yiğitler gibi şahadeti yürekten konuşabilir. Kavramlarımızı bizden çaldılar, kendileri kavramlarımızın içini doldurdular. Şehitliği de bizden çaldılar ve karşımıza demokrasi şehidi, basın şehidi gibi uyduruk şehit takımları çıkardılar. Varsın olsun onlar yine kendi ölüleri ve kendi ideolojileri için, fikirleri için olanlara şehit desinler, ama biz çok iyi biliyoruz ki şehit Allah içindir, şehit ölümü öldüren ölümsüzlüğün tarifidir. Şehidin sevdası Allah’tır. O şehit olarak Allah’ın katına varsa bile yine Resullullah (s.a.v)'in hadislerinde belirttiği gibi tekrar dönüp Allah yolunda mücadele etmeyi isteyecek ve yine şehit olmayı isteyecek, yine dönmek isteyecek öylece devam edip gidecek. Allahu Teala şehitleri ölümsüz kılmakla geride kalan kardeşlerine eriştikleri nimetleri müjdelemek için ve o nimetlerin Allah yanında ne kadar fazla olduğunu bizlere kavramak için şehitleri ölümsüz kılmıştır. Yani şehitler için ölüm yoktur. Yanlız şunu bilmek lazım şahit olmayan şehit olamaz şehitliğin alameti şahit olmaktır.”dedi.

 

Program, "Şehidlerimiz" adlı sinevizyon gösteriminden sonra yapılan dua ile sona erdi.

Kategori: SOLHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
-