Advert
MEKKE'NİN FETHİ COŞKUYLA KUTLANDI
Mekke'nin Fethi’nin 1391'inci yıldönümü münasebetiyle Solhan Peygamber Sevdalıları tarafından Solhan Kültür Merkezi’nde İlahiyatçı Yazar Orhan Erkuş’un konuşmacı olarak katıldığı “Mekke'nin Fethi” programı gerçekleştirildi.
MEKKE'NİN FETHİ COŞKUYLA KUTLANDI

Haberin videosu için tıklayın! Haberin galerisi için tıklayın!

Mekke'nin Fethi’nin 1391'inci yıldönümü münasebetiyle Solhan Peygamber Sevdalıları, ilçemizde  "Mekke'nin Fethi" adlı bir program düzenledi.
Solhan Kültür Merkezinde düzenlenen programa, konuşmacı olarak katılan İlahiyatçı Yazar Orhan Erkuş, HÜDA PAR İlçe Başkanı Sadrettin Kırım, Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanı Abdullah Bildik, Cihannüma Bingöl İl Temsilcisi Nihat Doğu, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan ve sinevizyon gösterisi yapılıp ezgilerin seslendirildiği programda konuşan İlahiyatçı Yazar Orhan Erkuş, fetih ve fetihin önemine değindiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Rabbimize namütenahi sonsuz hamdu senalar olsun. Peygamber (a.s.) kendisi İslam’ı yaydığı ilk günlerde tek başına Mekke'nin çölünün ortasında Hira’dan vahiy aldıktan sonra bir an bile durmuyor. Nebi (a.s.)'ye vahiy gelmeden önce Abdullah'ın yetimi Muhammed iken vahiy geldikten sonra Muhammedun Resulullah oluyor ve Nebi (a.s.) bir an bile yerinde durmuyor. Peki Peygamber (a.s.) yerinde durmayınca Mekke’nin azılı müşrikleri yerinde durur mu? Peygamber’e (a.s.) geliyorlar diyorlar ki; “Ey Muhammed şu davayı bırak, vazgeç bizim putlara laf söylemeyi onları kınamayı bırak” diyorlar. Peygamber (a.s.) onlara, “Allahın izzetine yemin ederim ki, sağ elime güneşi, sol elime ayı verseniz Allah da şahit olsun ki, ben davamdan vazgeçmem” diyor. Peygamber (a.s.)'den bunu duyunca bakıyorlar ki, Allah'ın Resulü bayağı bir kararlı. Başka tekliflerle geliyorlar Allah'ın Resulünün yanına, “Ey Muhammed; baktık sana hangi teklifle geldiysek sen bunu bir türlü kabul etmedin peki senle bir anlaşma yapsak, bir yıl sen bizim latımıza iman etsen, bir yıl biz senin ilahine iman etsek olmaz mı? Ey Muhammed.” dedikleri anda, Peygamber (a.s.)  onlara Kur'an-ın ifadesiyle şunu söylüyor; “De ki, Ey kafirler vallahi ben sizin taptıklarınıza tapmam, sizler de benim taptığıma tapmak zorunda değilsiniz.” Peygamber (a.s.)  bu sözleriyle onlara şunu söylüyordu. Diyor ki, “Ben sizin yılbaşınızı kutlamam diyordu. Ben sizin kültürünüze sırt dayamam diyordu Peygamber (a.s.) sizin adetlerinizi sizin ananelerinizi kesinlikle ve kesinlikle kabul etmem diyordu ve onların şirkinden uzak olduğunu, onların adetlerinden uzak olduğunu Peygamber (a.s.)  bu ayeti ile onların yüzüne haykırıyordu. Peki ne yaptılar, “Demek ki sen bizim yılbaşımızı kutlamazsın, demek ki adetlerimize sahip çıkmazsın” diyerek daha düne kadar Muhammed emin iken, daha düne kadar parmakları ile göstermiş oldukları Peygamber’e (a.s.) düşman oldular. 
ÜÇ YIL BOYUNCA AMBARGOYA TABİ TUTTULDULAR
Düşmanlıkta haddi aştılar, hatta öyle bir zaman geldi ki dediler ki, ‘evlerinizi kapatın. Kimse bunlara bir parça ekmek bile vermesin’ dediler. Ebu Lehep baktı dışarıdan bir kervan geliyor. Kervan bir şeyler satacak. Ne kadara satıyorsun dedi bunu dedi ki, bugünün parasıyla yüz lira sana bin lira vereyim şunlara verme dedi. Ebu lehep. Peygamber’i (a.s.) ve iman eden bir avuç topluluğu Şibi Ebu Talibte üç yıl boyunca ambargoya tabi tuttular. Kimse selam vermedi Peygamber (a.s.)'ma kimse onun yanında durmadı. Kimse ekmeğini o bir avuç Müslüman ile paylaşmadı ve bu da yetmedi. Bakın Peygamberin (a.s.) amcası vefat etmiş. Hanımı Hatice’si vefat etmiş. Yanında kimsesi kalmamış Peygamberin (a.s.), Kabe’nin yanına gidiyor Allah Resulü ibadet ettikten sonra ne yapıyorlar biliyor musunuz? Peygamberin (a.s.) üzerine toprak atıyorlar. Üzeri toprakla kaplanıyor ve evine varıyor. Evine vardığı zaman bakıyor ki kızları evde zaten yakın bir süreçte annesini kaybetmiş bu kızlar Peygamberi (a.s.) böyle görünce hıçkıra hıçkıra ağlıyorlar. Baba sana ne oldu diyorlar. Kim yaptı bunu sana baba diyorlar. Peygamber (a.s.) o gün dikkat edin Mekke’nin sokaklarında kimse selam vermez iken ambargoya tabi tutulmuşken Nebi (a.s.)  o günden Mekke’nin fethedileceğini, Allah bir gün kalplerini Muhammed (a.s.)'in davasına açacağının müjdesini veriyordu. Diyordu ki, Ey kızlarım Allah için ağlamayın, sızlamayın kızlarım diyor, sakın ha sakın gözyaşı dökmeyin Allah babanıza aziz kılacak diyor. Allah babanızın davasını kıldan, çadırlara, kerpiç’ten evlere koyacak diyor rahat olun Ey kızlarım diyor, sakın ha sakın ağlamayın. Peygamber (a.s.) daha o günlerde kararlılığıyla, duruşuyla onu kızlarına ve biz ümmetine gösteriyordu. 
‘EY MEKKE, VALLAHİ HİÇBİR BELDE BENİM YANIMDA SENİN KADAR AZİZ DEĞİL’
Allah için Ümmeti Muhammed olarak başımıza bir sıkıntı geldiği takdirde sakın ha sakın ağlamayın Allah nice hayırlı kapıları açacağına iman etmemiz lazım buna inanmamız lazım. Ve bunun akabinde Peygamberi (a.s.) bırakmıyorlar. Mekke sokaklarında hicrete zorluyorlar. Allah Resulünü Mekke’den kovuyorlar. Peygamber (a.s.)  Mekke’den çıkacağı anda Hz. Ebubekir ile beraber yola çıkacağı anda Mekke’nin dışında duruyor ve Mekke’ye bakıyor. Allah Resulü ağlıyor orada ağlayarak bir söz söylüyor diyor ki, ‘Ey Mekke, vallahi hiçbir belde benim yanımda senin kadar aziz değil’ diyor. ‘Ama senin halkın bırakmıyor ben buralarda kalayım. Vallahi halkın bırakmıyor. Halkın bıraksa bir an bile buradan çıkmam’ diyor. Mekke’ye olan sevdasını böyle gösteriyor ve Peygamber (a.s.) Medine’ye gidiyor. Bakın Mekke nasıl fethedildi. Allah fetihlerin kapısını nasıl açtı. Fetih’e giden yolunu nasıl olduğunu iyi okumamız lazım. Peygamber Efendimiz Medine’ye vardığı anda Allah'ın Resulü şu sözü söylüyor, “Ya Rabbi bana Mekke’yi sevdirdiğin gibi Medine’yi de sevdir. Ne olur Ya Rabbi bunu bana nasip et.” 
MEKKEYE OLAN SEVDA...
Hz. Ayşe diyor ki, Medine sokaklarında gözünü yukarıya kaldırdığı zaman, “Ey yıldızlar vallahi hiçbir zaman Mekke'de doğdunuz gibi doğmadınız” diyor. Mekke'ye öyle bir sevdası vardı Hz. Ayşe’nin de. Bakın siz bir beldeyi sevmezseniz, eğer bir davayı sevmezseniz, sırtınızı bir davaya yaslayıp büyük bedeller ödemezseniz eğer o beldenin o davanın rüyasını görmezseniz Allah size zaferi katiyen, vermez unutmayınız. Sizin oranın rüyasını görmeniz lazım. Peki Mekke’yi kim fethedecekti rüyasını gören Allah’ın Resulü fetih edecekti. Gökyüzüne baktığı zaman “Ey yıldızlar vallahi hiçbir zaman Mekke'de doğdunuz gibi doğmadınız” diyen Hz. Ayşe’ye nasip edecekti ve malını, mülkünü, canını, evladını, topraklarını geride bırakmış bir avuç Müslüman’a oranın fethini nasip ediyor. Bugün istiyoruz değimli Romalar fetih edilsin. Londralar fetih edilsin, Kudüs o kafirlerin elinden tekrar alınsın diye istiyoruz değil mi? Kudüs rüyamıza girmediği sürece, oranın ızdırabı yüreğimizi yakmadığı sürece vallahi Allah rüyalarımızda bile göstermeyecek oraların fethini.
Ünlü Tarihçi Katip İmâdüddin el-İsfahânî şunu söylüyor diyor ki, tarihte iki tane dönüm noktası vardır. Bizim için milat olmuştur. Bunlardan bir tanesi hicrettir bizim için tarih o zaman başlar. İkincisi de, Selahattin’in Kudüs’ü fethidir. Bakın iki fetih sayıyor, iki milat sayıyor. Ben bu gece sohbetimi bitirirken size üçüncü bir fetih’i de söyleyeyim. Kudüs’ün fethi tekrardan Solhanlı Müslümanları Türkiye’nin Müslümanları bekliyor. Gelin tekrardan tarih yazalım tekrardan Kudüs’ü fethedelim. Allah bu müminleri tekrardan tarihe yazsın. Peki nasıl olacak bu; merhametle olacak, adaletle olacak, fedakarlıkla olacak, teslimiyetle olacak ve büyük bedeller olacak. Allah Teala bizlere bunu nasip eylesin. Allah tekrardan Mekke’nin fetihlerini, şehirlerin fetihlerini, Roma’nın fethini Kudüs’ün fethini bu ümmete nasip eylesin İnşallah.”
Program Nesim Yıldırım hoca’nın yaptığı dua ile son buldu.

Kategori: SOLHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
-
Advert