İnsan Psikolojisinin İki İlacı: İman ve Tevekkül

 

 

İnsan yetiştirmenin en iyi yolu insan psikolojisini çok iyi tanımaktan geçer… Tüm psikoloji kitaplarını okuyan insan, Kur’an’da insan psikolojisini okumaz buna kafa yormazsa bilgisini tamamlamış sayılmaz… Biz hep “Kur’an’ın edebi mucizesi” üzerinde durduğumuz için “Kur’an’ın psikolojik icazına” zaman ayıramadık…

Hâlbuki Kur’an sadece insanın duyu organına, edebi zevkine değil aynı zamanda kalbine, iradesine hitap etmiştir… İnsana günlük hayatta yön veren psikolojinin Kur’an tarafından gündem edilmemiş olması mümkün değildir… Zira Kur’an insan psikolojisinin merkezi sayılan ruha yani iradeye yön vermiş ve çıkmaz yolları bir bir göstermiştir…

Örneğin Ye’s halinde olana ümit aşılayan Kur’an, tüm hastalıkların anası olan stresi ve stresin anası olan Ye’si Allah’a umut bağlayarak yok etmektedir… İnsan psikolojisinin bozuk olması insan iradesinin yanlış işlemesi ile alakalıdır… Eğer insanın iradesinin koordinatları ile oynanmış, doğru ve yanlış birbirine girmiş, fıtrat bozulmuş ise artık o iradenin duracağı nokta belli değildir demektir…

İnsan psikolojisi; iman ve tevekkül ekseninde hareket ettiği zaman düzgün işleyecektir… Değilse imanın olmadığı yerde ye’s(ümitsizlik, tevekkül eksikliği), ye’sin olduğu yerde stres, stresin olduğu yerde huzursuzluk, huzursuzluğun olduğu yerde ise boşluklar boy gösterecektir…

Psikiyatri hastalarının çoğaldığı günümüzde var olan hastalıkların en başında psikolojik rahatsızlıklar gelmektedir… Bu hastalığın temel nedeni ise iman ve tevekkül eksikliğidir…

En yakınları tarafından kuyuya atılmış, kuyudan çıkaranlar tarafından köle diye satılmış, saraya köle diye alınmış, küçük yaşta ailesinden ayrı düşmüş, özgürlüğü elinden alınmış, büyük bir ihanete uğramış bir çocuğun, Hz. Yusuf’un psikolojisini düşünün… Böyle bir durumda Yusuf’un psikolojisi bozuk olmalıydı değil mi? Ama Yusuf’un psikolojisi yerinde idi…

Zinaya davet edildi zina etmediği için kendisi ile yatmak isteyen kadınların iftirası sonucu zindana girdi… Hem namusunu hem de köle bile olsa özgür yaşamı elinden alındı… Kimsesiz olduğu memlekette tam anlamı ile kimsesiz kaldı… Ama herkesin kimsesi olan Allah vardı… Hz. Yusuf’un ona imanı tamdı… Herkes ona haksızlık etse de Allah ona haksızlık etmeyecek diye biliyor ve imanı gereği ona tevekkül ediyordu…

Yusuf, tevekkülün eylemin duası olduğunu biliyordu… O zina etmeyerek olması gereken fiili, üzerine düşen görevi yerine getirmişti… Artık yapacağı hiçbir şey kalmamıştı… Akıbetini artık rabbine bırakmıştı yani tevekkül etmişti… “Her şeyimi kaybettim, ben bittim” hissine kapılmadı… Çünkü takvalı davranana rabbin yardım edeceğine inanıyordu ve rabbinden gelecek rahmeti bekliyordu…

Yusuf’un psikolojisi bozulmadı… Neden mi? Çünkü imanı ve tevekkülü tamdı… Bu örnek bizim için büyük bir dram örneğidir ama yine de bu dram Yusuf’un psikolojisini altüst edememiştir…

Anlaşılan o ki güçlü bir iman olmadan güçlü bir irade güçlü bir irade olmadan da güçlü bir psikoloji olmazmış… Unutmayın, insan psikolojisini olumsuzluklar değil imansızlık ve tevekkülsüzlük bozar…

Hz. Meryem bakire olduğu halde kendisine hiçbir el değmeden hamile kalıyor… Bu durumdaki genç bir kızın neler hissettiği sözlerine yansımaktadır: “Keşke bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim.”(Meryem Suresi, 23) diyecek kadar kötü bir durumda ama psikolojisi bozulmuyor… Neden mi? Çünkü İmanı ve tevekkülü tamdı…

Hz. Yakub’u düşünün en sevdiği oğlunu, Yusuf’u kaybediyor… Oğlunun ne sağ ne ölü olduğuna dair yıllarca haber alamıyor… Oğluna kıyan da oğulları… Sırıtsa da yalanları veremiyor cezalarını… Yıllarca Yusuf’a hasret yaşar, gözlerini bu hasret bekleyişi ile kaybeder…

Kıtlık dönemi gelir… Her taraf açlık ve sefalet ile kırılır… Mısıra giden kişi başına azık verilmektedir… Yakup, Yusuf’un (İsrailiyat dilinde ismi Bünyamin olan) kardeşini göndermek istemediği halde onu da kardeşleri ile göndermek zorunda kalır… Bünyamin de kendisine dönmemiş, melik onu esir almıştır… Güya hırsızlık suçu işlemiş ve bu suça karşılık alıkonulmuştur…

Yakup yıkılmak yerine Yusuf ve Bünyamin de gelecektir diyor, umut ediyor, rabbinden ümit kesmiyor… Onun psikolojisi de bozulmuyor… Çünkü imanı ve tevekkülü tamdı…

Hz. Eyüp tüm varlığını, ailesini kaybeder ardından sağlığı da yiter… Kaybedecek bir tek canı kalmıştır ama o kaybetmemesi gereken şeyin canı değil rabbi olduğunu bilmektedir… Rabbinden umut kesmemektedir… Duaya devam etmektedir… Rabbi de kendisine hem sağlığını hem de kaybettiklerini misli ile geri vermiştir… Eyüp peygamberin neden psikolojisi bozulmadı? Çünkü imanı ve tevekkülü tamdı…

İmanı sağlam olmayanın tevekkülü de bozuk olur… O yüzden ne kaybetmiş olursan ol “rabbini ve kendini” kaybetme… Rabbini kaybettiğinde kendini de kaybedeceğini sakın unutma…

Rabbi kaybetmek ona inanmamak değil onun Rahman, Rahim, Kerim, Aziz, Razzak, Âlim, Fettah, Halim, Vedüd vs. sıfatlarının, esmalarının olduğunu unutmaktır… Unutma! Rabbi hakkında yanlış düşünen, eksik düşünen rabbini kaybetmiştir…

Rabbi kaybetmek sadece bilinçte kaybetmek değildir onu hayata hâkim kılmamakta kaybetmektir… Allah’ı bilincine ve hayatına hâkim kılmayanlar şeytanın oyuncağı olmaya mahkûm olurlar…

İnsan psikolojisinde meydana gelen sorunları “tam iman ve tam tevekkül” çözer… Unutmayın psikolojinizi iradeniz, iradenizi imanınız onarır… Bunun için neye, niçin inandığınızı bilin ve imanınızı tashih edin… İman etmeniz gerekirken iman etmediklerinizi ve iman etmemeniz gerekirken iman ettiklerinizi gözden geçirin…

Unutmayın! İman iradenizin, iradeniz de psikolojinizin bağıdır… İman bağınız ne kadar güçlü olursa iradeniz de o derece güçlü, kuvvetli olur… İradeniz ne kadar güçlü olursa psikolojiniz de o derece sağlam olur... İman tazelemek yerine imanı tecdit etmek, tashih etmek gerekir… Çünkü ruhi birçok hastalığın kaynağı yanlış şeylere imandır…

 

Unutmayın! İmanınız sağlam tevekkülünüz güçlü olursa hiçbir acı, hiçbir zorluk sizi sarsamaz, aksine güçlendirir… İmanınız ve tevekkülünüz oranında güçlü olduğunuzu unutmayın…

foto
Yazar: Cahit KARAALP
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal