Arayan Bulur

 

İnsanoğlu sosyal, değişken ve etkileşim içinde olan bir varlıktır. İmtihan sahası olan şu fani dünya hayatında güvenli bir limana yanaşma isteğini her zaman içinde ve ufkunda barındırır. Çabalar, gayret eder, sorar, araştırır. Muhasebe eder, mukayese eder ve bazen kendisiyle mübareze eder ve bunun gibi birçok olguyu içinde bulundurduğu potansiyele bağlı olarak mütalaa eder. Günümüzde birçok insanın içinde barındırdığı bu potansiyeli en güzele, en mükemmele doğru taşıma isteği olduğu aşikârdır. Yani arayış içindedir. Fıtratına yüklenilen formata en uygun yaşam biçimini, hayat modelini arar durur. Böylesi bir durumda yanaştığı liman çok önemli ve hayatidir. Çünkü onu sahili selamete yada bataklığa yer orasıdır. İnancımız gereği biliyoruz ki insanın tabiatı boşluğu kabul etmiyor ve boşluğu birşeyle dolduruyor. Hani derler ya 'Arayan belasını da, Mevlasını da bulur. ' İlginçtir ki bu arayış içinde olanlardan biri Hz. İbrahim dir. Enam suresi 75 ile 79.ayet bu kıssayı anlatır. Sırasıyla Rabbinin yıldız, ay ve güneş olduğunu söyler. Nihayetinde onların battığını görünce 'Ey kavmim! Haberiniz olsun, ben Allaha ortak koştuklarınızdan uzağım, ben yüzümü hanif olarak Allah’a çevirdim ve ben asla müşriklerden değilim.'(Enam 79)diyerek Mevlasını, Rabbini bulur. Asrı saadette de bu arayış içinde olan sahabeler vardır. Selman b. Farisi Mecusi dini için çok çalışan, ateşin sönmemesi nöbet tutan birisidir. Hıristiyan kilisesine gidip etkilendiğinde bu dinin aslının Şam da olduğunu öğrenir. Şam’da en bilgin piskoposların hizmetini yapar. Piskoposun ölüm vakti gelince tavsiye olarak Musul’a gitmesi tembihlenir. Musul'da Rahibin yanında kalır. Oda ölünce Nusaybin de bir abid'in yanına gider. Ona da ölüm vakti gelince Rum da Amuriyye şehrinde bir adama hizmet etmeye başlar. Ona da ölüm vakti yaklaşınca 'Efendimiz'in gelme zamanının geldiğini ve Karataşlı iki dağın arasında bulunan şehre hicret edeceği' söylenince gelip Medine'ye yerleşir ve alametleri görünce Müslüman olur.

Tufeyl b. Amr Ed Devsi de arayış içinde olanlardan birisidir. Sık sık Mekke'ye gelip giden ve bir ziyareti esnasında ona Efendimizle buluşmaktan alıkoyacak kara propagandalar yapıp' Oğul ile Baba'yı, kardeş ile kardeşi, karı ile kocanın arasını açtığını' söylerler. Bu yoğun karalama ve kara propagandaya esir olan Tufeyl, Efendimiz konuşurken kulağına pamuk tıkıyordu. Bir gün kendi kendine 'Ben aklı başında, iyi ile kötüyü ayırt eden birisiyim. Anlattıkları güzelse dinlerim, değilse uzaklaşırım. ' Dinledikten sonra Efendimize gelir ve kendisine okunan Kuran hayran kalıp 'Kuran'dan daha güzel söz ve adil bir hüküm işitmedim' deyip Müslüman olur.

Evet, nihayetinde insanoğlu aramalı, arayış içinde olmalı. Sorgulamalı, anlamlandırmalı, adını koymalı ve masasına vakıf olmalıdır. Özellikle yoğun karalama ve propagandaların etkisinde kalmadan aklı başında olduğunu bilmeli ve her şeyi kaynağından öğrenmelidir ki arayışı kemale ersin. Wesselam.

 

 

foto
Yazar: Ayhan ERKMEN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal