Doğru Bir Tanemidir?

Soru çok basit gibi duruyor.

İki artı iki kaç eder dediğimizde cevabı elbette dört eder denilir. Lakin başlıkta ki  soru, matematik sorusu değildir.

Bu soru hayat bilgisi gibi , çağları aşan, hayata yön veren, mana alemine değer katma anlamında güzide bir sorudur. 

Öyle müthiş bir soru ki bu,  üzerinde kafa yoran, beyin jimnastiği yapan, kendi iç aleminde iyi ile kötünün savaşını veren biri bu işin üstesinden gelir. Çünkü yukarıdaki soruya cevap bulma konusunda afalladık desek yeridir . Savrulunca hedefi şaşırıp, yanlış yere nişan alarak kendi kendimizi vurmaya çalıştık. Şöyle günümüz dünyasında islam alemindeki müslümanları okumaya çalışırsak meramımız biraz daha anlaşılır.

Kanaatimce günümüz müslümanlarının en çok zorlandığı, açmazda kaldığı ve bu yüzdende enerjilerini birbirleriyle tartışarak tükettiği, kalplerini kırdığı, köprüleri attığı, selamı kestiği en mühim meselelerden biride budur. Kıt ve sığ anlayıştan doğan düşünce, kısıtlı ve sınırlı kaynaktan beslenme, tek yayınevi yada tek bir hocanın söylemleri etrafında pratik geliştirme, ufkun daralması,  merhamet'in azalması, tartışmanın nefsin ve şeytanın iştahını kabartması sonucu cedelleşme, kendini konumlandırma, benmerkezci düşünme mevzuları hep bu düşünceden dolayı oluşuyor.

 Bu dünyada eğer falan konuda bir doğru varsa o da bir tanedir.

O doğruyu bilme, kavrama, algılama konusunda uzmanlaşan benim ve doğru benim doğrumdur. Benim bildiğim tek doğrudur. Bunun hakkında kimsenin söz söyleme salahiyeti yoktur. Diğerleri akıl ve izandan yoksundur.

Üstün meziyet ve düşünce bana isabet etmiştir. Bu ve buna benzeri söylem ve eylemler çokça bulunmaktadır. Bu anlayıştan dolayı islam alemine mühür vuran, iz bırakan, müslümanları en çok etkileyen akımların temelinde bu düşüncenin oluştuğu bir gerçektir. İşte bu düşünce zamanla insanı taassupçuluğa, oradan gruplaşmaya, kendi yanındaki ile sevinmeye götürüyor.

İslam alemini baştan aşağı bir o yana bir bu yana, rüzgarın sürüklediği bir yaprak gibi yada selin sürüklediği çer çöp gibi kasıp kavuran ırkçılık, mezhepçilik, tekfircilik hep bundan dolayı  değilmi? Ümmetin evlatlarını zelil ve perişan hale düşüren bu anlayış değil mi?

Aynı cennete girme iddiası ile dünya hayatında imtihana tabi tutulanlar, farklı bazı düşüncelerden dolayı birbirlerine sırt çevirmeleri ne ile izah edilebilir?

Bu yaklaşım ve anlayıştan dolayı birbirimize karşı hissiyatımızı kaybetmedik mi?

Müslümanları, İslam alemini tek doğru anlayışı zehirlemiyor mu?

Birlik anlayışlarını, ittifak düşüncesini, vahdetsizliği vuran hep bu değil mi?

Gözlerdeki ışığı, yüzlerde ki tebessümü, kalplerde ki heyecanı  mahveden bu anlayış değil mi?

Bu konu gerçekten geniş manasıyla ele alınması gereken, koca yürekli insanların elini taşın altına atarak, merhamet kanatlarını açarak, çerçeveyi geniş tutarak, topluma ayna tutmaları, yanlış algı ve anlayışları değiştirerek, çözüm adına ortaya somut veriler koyarak bir kılavuz ortaya koymaları gerekmektedir.

İnşAllah bu yazıların devamında bu başlık altında elimizden geldiği kadarıyla bazı ayetler, hadisler, fıkhi kurallar ve bazı misaller üzerinde açmaya, anlamaya, anlatmaya ve algılatmaya çalışacağız. Görülecektir ki bu bu dinin mayasında hava da var, su da var, toprak ta var, ateş te var. Her ademde bir alem var eden Allahu teala, doğru işleri nasıl çeşitlendirmiş. Hatırlamış olacağız. Belki de kimilerimiz yeni şeyler öğrenmiş olacak.

foto
Yazar: Ayhan ERKMEN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal