Görev, Beladır. Kurban Olmaktır.

Şu fani dünyada hepimize farklı alanlarda imtihan payesi biçilmiş.

Kimisi altta, kimisi üste, her biri farklı kulvarlarda bu dünyanın çarkını döndüren ya da o çarkta dönen dişler olarak işlev görüyoruz.

Mutluluk, huzur, rıza her kişi için farklı yerlere monte edilmiş. Sözgelimi fakir olup mutlu olan olduğu gibi, fakir olup mutsuz olanlar da vardır. Zengin olup mutlu olan olduğu gibi, zengin olup mutsuz olanlar da vardır.

Siz bunu kendi hayatınızda tefekkür dünyanızda da kurgulayarak her yere, her sahaya uyarlayabilirsiniz.

İçinden geçtiğimiz şu zaman dilimi içerisinde kaygısızlık, ferasetsizlik, keyfilik, aldanışlık mı yoksa başa geçme sevdasından mıdır, bilinmez görev almaya meraklı çok insan var. Hayaller, emeller, ihtiraslar bir yerlere çekiyor.

Şöyle takım elbise giyip arkana birkaç kişiye alıp "Sayın başkanım" hitabını duymak çok mu şık duruyor acaba.. Bir topluma baş olup onların hizmetinde olmak çok basit bir olay mı yoksa baş ağırtan, bel büken, saçları ağartan, vücudu titreten zor bir iş mi? İnsan düşünmeli değil mi? Bir kesime mi yoksa herkesime mi hizmet edeceğim.

Efendimiz (s. a. s) "Görev istenilmez, verilir" buyuruyor. Acaba kaç kişi bu mesajın künhüne varmış olabilir? İlginçtir yine Efendimiz (s. a. s) "Bela istenilmez, gelince sabredilir" diye buyurmuştur.

Bu iki hadisi şerif'i birlikte değerlendirdiğimizde tefekküre daldığında acaba görev, bela olarak anlaşılabilir mi? İkisinden de uzak durulması gerekmiyor mu?

Gerçekten kolay mı bu iş, hizmeti herkese götürmek, adil bir yönetim anlayışı sergilemek, sermayeyi birkaç kişinin elinden kurtarıp toplumun tamamına hizmet olarak yansıtmak..

Çok düşündürücü bir tablo olan Hz Ömer'in hayatından bu kesiti zihnimize yerleştirmeliyiz. Hz Ömer'in şehadetinden önce, Hz Ömer'e, oğlu Abdullah'ın yerine geçmesi için tavsiyede bulunanlara şu veciz sözü söyler. "Bir evden, bir kurban yeter".

Hazreti Ömer bunun ağırlığını, sorumluluğunu ve bir hesabının olduğunu bildiği için bir kurban yeter diyordu.

 Bu işe meyyal olanlar, aday olanlar, kurban olmaya hazır mı yoksa kendi koltukları, ihtirasları için ya da kaymak takımı için bu toplumun alın terini, parasını mı kurban edecekler?

Bir daha düşünsünler.

Peki, görev istenilemez mi, yok mu bunun bir istisnası ya da bir çıkar yolu?

Elbette ki istenebilir. Buradaki şifre de Hazreti Yusuf'un hayatında kendini gösteriyor. "Beni memleketin hazinelerine memur et. Çünkü ben onları çok iyi korur ve bu işi de bilirim" dedi. (Yusuf 55)

Onun için bir yetkiye, makama, koltuğa talip olanlar, o görevi isteyenler emin, işi bilen ya da bu İşi bilenlere danışan mutlaka ama mutlaka iyi bir koruyucu olması lazım ki, Haramzadeler milletin malına el uzatmasınlar.  Wesselam.                                                                            

 

foto
Yazar: Ayhan ERKMEN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal