Az Değiliz Hani!

Hayat gelgitleri çok olan bir realite. Belki birçok konuda kendimizle tamamen zıt durumlara düşüyoruz.

Bir dönem ak dediğimize sonra kara,  bir dönem kara dediğimize sonrasında ak diyebiliyoruz. Müthiş derecede baş döndüren iniş çıkışlarımız oluyor.  Kendimizi tanımakta zorlanıyoruz. Hiçbir şeyden memnun olmuyoruz,  hep farklı şeyler istiyor,  beğenmeyince başkasını istiyoruz. 

Bu memnuniyetsizlik ve tatminsizlik her tarafımızı,  hayatımızın birçok alanını kaplamış durumda.

Konuya biraz daha açıklık getirecek olursak;  İşimiz yok,  boş zamanımız çoksa,  ''çalışınca kendime çeki düzen veririm'',  ''bu boş halimle kafam bir şey almıyor'' deriz. Ama işimiz çok,  boş zamanımız yoksa, ''Valla boş zamanım yok,  kendime, aileme,  çevreme zaman ayıramıyorum.'' deriz.

Eğer bekar biri isek,  ''şöyle evlensem de kendime çeki düzen verir bir yuvam olsa ne güzel olur'' deriz.  Evlenince de,  ''Nereden düştüm bu belaya,  boşan kurtul git,  nedir bundan çektiğim'' deriz. Eğer evli isek,  çocuğumuz yoksa; ''Ah benim de çocuğum olsaydı,  onunla oynasaydım,  evimizi şenlendirseydi'' deriz.  Çocuğumuz olunca da,  ''Bu ne ya başımızın belası oldu,  her tarafı dağıtıyor,  rahat durduğu yok,  uyutmuyor,  hastaneden çıkmıyoruz'' deriz.  Eğer fakir biri isek,  ''Talih kuşu biraz bize de gülse,  biz de şöyle zengin olsak rahatlasak'' deriz.  Zengin olunca da kendimizi kaybeder ''huzurumuzun olmadığını fakirlere gıpta ettiğimizi'' söyleriz.  Eğer bir iş yerinde işçi isek ''Çalış çalış nereye kadar,  senin de bir yerin olsun,  kısmetine ne geldiyse kârdır'' deriz.  Patron olduğumuzda da ''İşçinin verdiği sıkıntılar,  ödemeler, sorunlar, müşteriler, malzeme temini,  takibi, bu kadar da olmaz ki'' deriz.  Küçük bir isek ''Ben büyük adam olmak istiyorum,  sözüm dinlensin,  insanlar hürmet göstersin'' deriz.  Büyüyünce de ''Ah keşke küçük kalsaydım kafam rahat olsaydı,  bu kadar hayatımız karmakarışık olmasaydı'' deriz.  Eğer yalnız biri isek ''Şöyle bir ortamım olsaydı,  böyle tek başına da hayat çekilmiyor,  derdimi anlatacağım kimse yok'' deriz. Kalabalıklar içinde isek ''Yalnız bir yere çekilsem,  kafa dinlesem,  bu kafa şişiren kalabalıktan kurtulsam'' deriz. Eğer bize ait bir evimiz yoksa ''Şöyle kendimize yetecek iki gözlü bir evimiz olsa,  kiradan,  minnetten kurtulsak'' deriz.  Evimiz olunca da ''niye koltuklar şu model değil,  perdeler niye şununki gibi değil,  niye onun şuyu var benim yok'' deriz.  Eğer zorluk görmüş,  sıkıntılar görmüş,  işkencelerden geçmiş isek '' Rahat bir ortam olsaydı,  İslam'ı daha güzel ve daha fazla insana anlatırdık'' deriz.  Rahatlık gelince de ''Keşke baskı olsaydı,  inancımızı biraz daha sahip çıkardık,  bak her şey serbest oldu,  nasıl da ortalık bozuldu'' deriz.  

Anlatılanlar hepimizin hayatının bir parçası aslında.  Şunu unutmayalım.  Her halimize imtihandayız.  Zamanı, şartları şikayet etme yerine,  anın ve zamanın ruhuna uygun olarak Rıza makamını yakalamak Rabbimiz ile irtibatı güçlendirmek zorundayız.

Kısacası topu taca atmamalı, saha içinde kalarak mücadele etmeliyiz. Wesselam.

 

foto
Yazar: Ayhan ERKMEN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal