Advert

İrade Eğitimi -1


İçinde Yaşadığımız bu çağ, insanın insan olarak kalabilme mücadelesini vermeye en çok ihtiyaç duyduğu bir çağıdır. İnsanı nesneleştirme, robotlaştırma ve bilhassa köleleştirmeye yönelik tehdit ve tehlikeler o kadar artmış durumdadır ki artık insan olma mücadelesi veremeyen her bireyin akılsız birer nesne olacağı bir gerçektir. 
Çünkü bizim o tertemiz fıtratımızı kirletmeye, bozmaya çalışan insi ve cini şeytanlar yoğun bir mücadele başlatmışlar.  Saldırdıkları en önemli cephe ise “irade” olduğunu düşünüyorum. Hedefleri bizi doğrudan kendilerine hizmet eden köleler haline getirmektir.
Aslında bu ilk değildir.Eski tarihlerden beri kimi insanlar, kimi insanları köleleştirip kendilerine hizmet ettirmişlerdir. Bunun tarihten en çarpıcı örneği Moğollarda görülen köleleştirme yöntemidir. Köleleştirilmek istenen insanların kafaları tıraşlanarak deve derisinden yapılmış bir başlık geçirilip güneşte bırakılırmış. Zamanla kuruyan deve derisi kafaya sıkıca yapışırmış. Bu arada yeniden uzayan saçlar uzayacağı bir yer bulamaz ve tekrar kafanın içine (beyine) doğru uzarmış.  İşte “Mankurt” denilen bu yöntemle kişi zamanla hafızasını kaybederek yaşayan bir robota dönüşürmüş. Hatta anne ve babasını dahi tanıyamaz hale gelir ve kendisine söylenen her şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşürmüş.
Günümüzde ise gelişen teknoloji ile birlikte köleleştirme işlemleri teknik ve yöntem olarak geliştirilmişve daha az zamanda daha fazla kişi köleleştirilmiştir. Hatta şunu net olarak söyleyebiliriz ki günümüzde kölelik, dile getirilmediği kadar fazladır. Hatta farkında olmadan bizlerde köleleştirilmiş olabiliriz. O halde gelin bu kavramı her yönüyle ele almaya çalışalım.
Öncelikle kölenin tanımıyla başlayalım. Türk Dil Kurumu bu kelimeyi şu üç medde ile tanımlar;
1- Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir.
2- Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse.
3- Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse.
Bu üç maddeyi örneklerle kısaca açıklayalım.
İlk maddeye20'nci yüzyılın başına kadar geçen yaklaşık 250 yılda batı Afrika'da 10 milyondan fazla kişinin köleleştirilerek Amerika, İtalya, İspanya Portekiz ve daha birçok ülkeye götürülen köleler örnek verilebilir. Bu köleler bir ticaret malı olarak gemilerle üst üste istiflenerek taşınır –kimi zaman yarısı yolda ölür- ve  kumaş, silah, barut, bakır vb. eşya karşılığında yüzlerce Afrikalı satılıyordu. Hatta bu ticaret bazen bir şişe alkole karşılık 10 kişi şeklinde bile olabiliyordu. 1800’li yılların sonlarında bu köleliğin bitirildiği söylense dahi farklı şekillerde devam etmektedir.
İkinci maddeye zalim bir kralın, amirin veya patronun emri altında karın tokluğuna çalışan ve efendisinin emirlerini yanlış dahi olsa sorgusuz yerine getiren; özgür düşünme ve inanma yetilerini kaybeden emir kulu kimseleri örnek verebiliriz. Genellikle Firavunların köleleri bu durumdadır.Bu durum, firavunun Hz. Musa’ya iman eden sihirbazlara “Ben size izin vermeden ona inandınız öyle mi?” (Tâhâ Suresi-71) ifadesinden emri altındakilerin düşünme ve inanma iradelerini elinde bulundurma yetkisini kendisinde görmesi ve emir altındakilerin de bunu kabul etmesidir.
Üçüncü maddeyse “herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse” yani bir eşya üzerinde iradesini kaybetme durumudur ki bu tanıma uyuşturucu bağımlılığı, telefon bağımlılığı, kumar bağımlılığı, futbol bağımlılığı, oyun bağımlılığı, pornografi bağımlılığı, koltuk bağımlılığı, şöhret bağımlılığı, şehvet bağımlılığı, dünya bağımlılığı vb. daha birçok bağımlılık bu köleleştirme kategorisinde yer almaktadır. Kişinin zaafına göre köleleştirme yöntemleri de farklılık göstermektedir. Bu üçüncü madde günümüzün en yaygın köleleştirme yöntemidir diyebiliriz. 
Bazen özgür olduğumuzu düşünüyoruz. Oysaki tercihlerimizin, beğenilerimizin, yaşam biçimimizin, günlük olarak yaptıklarımızın ne kadarı özgür irademiz ile ne kadarının da bağlılıklarımız veya nefsi arzularımız ile ilgili olduğuna bir bakalım. Ve göreceğiz. Farkında olmadan irademizi elimizden alan o kadar çok etken var ki…. 
Bunun tefekkürünü yapmadan da asla fark edemeyiz. O halde gelin, birlikte bu konu üzerinde biraz kafa yoralım ve varsa boyunlarımızdaki zincirleri kırmaya çalışalım. 
İrademizi zayıflatan bağımlılıklarımızı ve kutumla yollarını kaleme alacağımız yazı dizisinin bağımlılıklarımızla ilgili farkındalık oluşturması temennisiyle. Selam ve dua ile…

foto
Yazar: Abdulkadir ARUTAY
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal