Advert
as

SÜ-İ ZAN VE HESET KISKACINDA ÇALIŞANLAR -1

  • Abdulkadir ARUTAY
  • 2023-09-11 11:52:26
  • 396 Görüntülenme
  • “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır.” Hucurat-12

    Toplumumuzda su-i zan başını almış gidiyor. Herkesi kendimiz gibi biliyoruz artık. “O bunu yapmışsa işin içinde bir bit yeniği vardır” diyoruz çoğunlukla. Varalım bir meselede de “yok canım ben onu sevmiyorum, onun gibi düşünmüyorum ama o öyle biri değildir, o söylediğin şekilde değil de başka bir sebepten bunu yapmıştır, bir arayıp soralım sebebini istersen” diyelim de içimiz biraz ferahlansın. Ama maalesef biz sevdiğimiz kişilerin veyahut aynı düşüncede, kabilede, mezhep veya meşrepte olduğumuz kişilerin her haltını güzel görüyor ve bir kılıf uydurabiliyoruz ama diğer türlü en ufak bir açığını, hatasını, kusurunu bekliyoruz. Hatta sevmediğimiz kişilerin iyi hallerini, iyiliklerini dahi “o bunu, şunun için yapmıştır” deyip yine su-i zannımızdan vazgeçmiyoruz. Oysaki iyilik ve güzellik kimden gelirse gelsin ben onun safındayım ve her kim bir kötülük ve çirkeflik yaparsa yapsın ben onun karşısındayım” gibi bir erdem sergilemek gerekirken fanatikçe hareket edip tepeden tırnağa zu-i zan ile boyanabiliyoruz.

    Bu tarz diyaloglarla bilmem siz de karşılaşmış mısınız?

    -Geçen falan kes senin hakkında şöyle şöyle söyledi, başta inanmadım ama başkasına sordum o da aynı şeyi söyledi, ben de onlara inandım ama şimdi anladım ki seni gerçekten yanlış anlamışım.

    -Hey mübarek adam, benim hakkımda bir şey duyduğun zaman ona buna soracağına hemen beni arayıp gerçekleri birinci ağızdan dinleseydin ya! Bende senin bana karşı öyle soğuk tavırlarına bir türlü anlam veremedi. Şimdi bu konuyu konuşmasaydık belki beni hep öyle yanlış bilecektin.

    -Haklısınız abi ama herkes aynı şeyi söyleyince, ne bileyim inandım işte!

    Biz bazen birinin nasıl olmasını istiyorsak o şekilde bir zanda bulunuyoruz, bu da bizi gerçeklere ulaştırmıyor. Biz eğer gerçekten gerçekleri görmek istiyorsak o halde zanlarla değil de gerçek malumatlarla yorumlayalım karşımızdakileri. Yoksa birbirimize zulmederiz de farkında dahi olmayız.

    “Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.”

    Bu sui zan meselesi sadece karşıt fikirlerde, kabilelerde vs. olmuyor. Hatta çoğunlukla aynı kabilede, aynı sendikada, aynı kurumda, aynı partide, aynı harekete mensup kişiler arasında yapılıyor desek yanlış konuşmuş olmayız. Özellikle dikkat etmişseniz çalışanlar yani iş yapanlar, oturanlar tarafından sürekli eleştirilir ve onların su-i zanlarına maruz kalır. Oturdukları gibi başkasının da oturması için elinden geleni artlarına koymazlar. Çünkü su-i zannın baş sebeplerinden biri hasettir. Haset öyle bir şeydir ki insanı kavurur durur. Tıpkı ateşin odunu yaktığı gibi bizi ve amellerimizi yakıp durur. Böylece yandıkça haset ettiğimiz kişileri de yakmaya başlarız..

    Böyle durumlarda çalışan kişinin iş yapmasındaki itici gücü sağlam bir yere dayanıyorsa –örneğin Allah rızası için çalışıyorsa- kimin ne dediğine aldırmaz iş yapmaya devam eder. Yoksa genellikle çalışan bir yerden sonra tökezleyip durur. Ve böylece hasetçiler ve su-i zancılar bir kabilede, dernekte, sendikada, kurumda, partide, devlette bir kambur gibi yük olur ve hareket kabiliyetini sınırlandırır. Hatta bu duruma karşı bir tedbir alınmazsa kanser gibi bir yapının hareket kabiliyetini tamamen yok eder.

    Bu yazımızda su-i zan ve hasedin tehlikelerine değindik. Bir sonraki yazımızda ise bu hastalığa karşı tedbir ve tedavi yollarını ele alacağız inşallah.

    Selam ve muhabbetle…