Referandum Bir Bilinmez Mi?

 Dünyanın, Türkiye’nin ve Bingöl’ün gündeminin yoğun olduğu bir süreci yaşıyoruz. İsteriz ki sizlerle gündemi değerlendirelim ve sizlerle biraz dertleşelim. Ama ne acıdır ki bazen gündemden daha gündem olan olaylar oluyor ve sizi bütün gündemlerden koparıp götürüyor.

 Bizlerde tamda böyle bir haftayı geride bıraktık. Aynı gün içerisinde iki acı kayıp yaşadık. Muşta sağlık personeli olarak çalışan yakın akrabamız ve bölgenin saygın Alimlerinden Molla Kamil Fırat’ın kızı ve Edip Fırat’ın kız kardeşi elim bir trafik kazasında hayatını kaybetti, onun defin işlemlerinden sonra, hastaneden Amcamın eşi ve aynı zamanda süt annemin hakkın rahmetine kavuştuğu haberini aldık. Duygusal bir hafta yaşadığımız için geçen hafta ki yazımı o konuya ayırmıştım.

 Şimdi normal gündemimize dönerken, bütün ölmüşlerimize Allah'tan merhamet, sevenlerine metanet diliyorum.

 Referandum havası iyiden iyiye kendini hissettirirken, kiminde bir sevinç, kiminde strese yol açmaktadır.

 Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, hatta dış ülkelerin bile Türkiye’de anket yaptırdıkları biliniyor. Bu anket sonuçları sürekli kamu oyuyla paylaşılıyor.

Kimileri bu anketler üzerinden bir güç devşirmeye, kimileri ise anket sonuçlarından memnun olmayıp anket firmalarını taraflı davranmakla suçluyor.

Bu çok garip bir durum mu?

Tabi ki hayır. Herkes seçmeni kendi lehine etkilemenin gayreti içindedir.

 Burada garip olan şey şudur; referandumda oya sunulacak olan anayasa maddeleri üzerinde ne evet kanadı, ne de hayır kanadı fazla durmuyor. Gündemlerini biraz daha "seçmeni nasıl etkileyebilirim?" hesabı üzerine kuruyorlar. Yaptırdıkları anketler de de en yanlış olan şey siyasi parti isimleri üzerinden bir propaganda yapmaya çalışmaları.

Oysa bu gün tarafını belli etmeyen siyasi parti kalmamıştır. Mesela evet'çi grubun içinde AK PARTİ, HÜDA PAR, MHP, BBP, ve bir çok sivil toplum kuruluşu bulunurken, hayır kanadına baktığımızda CHP, HDP, SAADET ve bazı sivil toplum kuruluşu bulunuyor.

 Dolayısıyla buradan çıkan sonucu partilere mal etmek çok yanlış olur.

  Evet kanadı, yapılacak olan değişikliğin Türkiye’de 35 yıldır var olan terörü ve Darbe terörünü bitireceğini de iddia ediyor. Böyle olması elbette ki arzumuzdur.

 Hayır kanadı ise ısrarla ülkeyi tek adam sultasına teslim etmeyeceklerini, bunun karşısında sonuna kadar duracaklarını ve kendilerine yakın firmalara yaptırdıkları anketlerde Hayır oyunun çok önde olduğunu savunmaktadırlar.

 Aslında 16 Nisan'da ülke üzerinde oynanmış 200 yıllık bir geçmişi, darbe anayasalarını, ülkenin dışarıdan kontrolünü sağlayan çift başlılığı, parlamentoyu, yargıyı, gençlerin kendilerini yönetme yetkisine kadar bir çok maddeyi bir arada oylayacağımızı, bunların getirisi ve götürüsü üzerinde tartışmamız gerektiğini bilseydik, daha sağlıklı neticeler alabilirdik.

 Ama ısrarla, sanki "hiç ölmeyecekmiş, sonsuza kadar Sayın Cumhurbaşkan'ı yaşayacakmış ve bütün bunlar onun elinde olacakmış1 gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

 Böyle yapmaya çalışanlar bu ülkenin geleceğini değil, kendi iktidarlarının sonsuza kadar ellerinden uçup gittiğini görüyorlar ve bir daha bu insanların geleceğini dışarıdaki ağa babalarına peşkeş çekemeyeceklerini de biliyorlar.

 Aslında onların bu kadar tepki vermelerinin gerçek nedeni bu.

 16 nisanda yapılacak olan referandumun evet’le sonuçlanması durumunda, ülkedeki terör örgütleri ve darbecilerin aleyhine olmadığını mı düşünüyorsunuz?

 Sonuç olarak; 16 nisanda yapılacak olan referandumda bir siyasi partiye oy vermiyor ve onun iktidarını oylamıyorsunuz.

 Siz kendi geleceğinizi, ülkenizin geleceğini ve çocuklarınızın geleceğini oyluyorsunuz.

 Bu ülkeyi yıllardır sömüren iç ve dış düşmanlar bir kez daha sizlerin iyiliğini düşünerek HAYIR demenizi, sizden olanlar ve sizin gibi olanlar da EVET demenizi istiyorlar.

 Karar sizin.

 Ben EVET diyorum.

 

 

 

 

foto
Yazar: Musa APUHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal