Dost Sohbetinden…


Ak Partili bir siyasetçi ile konuşuyoruz; Öncelikle aramızda dostane bir sohbet sürüyor…

Daha sonra kendisinin izni ile bunu paylaşmak istiyorum dedim ve o da kabul etti.

“Bingöl de neden güçlü bir muhalefet yok?” dedim; Güldü.

“Muhalefet yapanlar halkın içine inmiyor, ya gidip dörtyol parkında ya kültür parkında yada halkın pek gidemediği daha elit yerlere gidip takılıyorlar. Kışın bunların çoğunu zaten hiç görmezsiniz. Konuştukları zaman bilmeyen zanneder ki; bu ülkede yapılan bütün doğru işleri onlar yapmış, biz sadece gelip bozmuşuz. Bunun böyle olmadığını halk çok iyi biliyor, bunlar bunu bildikleri için halkın içine pek inemiyorlar.”

“Peki siz her şeyi tam ve eksiksiz yapıyor musunuz?” dedim.

“Elbette ki hayır, bizlerin de yapmayı isteyip yapamadıklarımız var, eksiklerimiz, hatalarımız var ama bunların üstünü örtmek yerine bunları minimize etmeye çalışıyoruz.” dedi.

Ben en çok 15 Temmuz darbe girişimi hakkındaki düşüncelerini merak ediyordum.

Ben bu dostumun o gece ile ilgili duygularını sordum, derin bir iç çekti ve başladı;

“O günün akşam saatlerinde biri bana darbe olacak deseydi ben asla inanmazdım.

Çünkü yaşım gereği daha önce darbe gördüm. O günlerle ve ülkenin geldiği durumu göz önüne aldığımda artık darbe dönemlerinin kapandığını düşünüyor ve böyle alçakça bir kalkışmanın bir daha olmayacağını düşünüyordum, ama oldu.

Ekranda gördüğüm görüntüler üzerine bir anda şok oldum.

Bildiğim tek şey vardı; geçmiş bir anda film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.

Kendimi sokağa attım. İnsanlar birer ikişerli sokağa inmeye başladılar ve hepsinde bendeki şaşkınlığın aynısı vardı. Ben o geceyi hep ikiye ayırdım. Gecenin şer kısmı ve gecenin hayır kısmı.

Saatler ilerledikçe İstanbul’dan ve Ankara’dan kötü haberler geliyor, ancak sağ duyulu bütün kesimlerin sokağa inmesi ve R.T.Erdoğan’ın çağrısı ile de Allah o kötü geceyi şehidlerin, gazilerin ve mazlumların dua ve feryatları ile hayra çevirdi. Alçak darbeciler bir anda neye uğradıklarını şaşırdılar.

Şunu çok iyi anladım ki insanımız sadece Cuma namazlarında değil, söz konusu, ülke, din ve değer yargıları olunca parti, mezhep, tarikat, aşiret, şucu, bucu demeden kendini tankın önüne atabiliyor, mermilere göğüs gerebiliyor.”

Değerli dostum, bu halkın her türlü hizmeti hakettiğini söylüyor.

“Bizim parti olarak yaptıklarımız bu halkın canı ile yaptıklarının yanında sıfır kalıyor. Biz bundan sonra bu halk için daha fazlasını ve en iyisini yapmanın gayreti içinde olacağız.” dedi.

“Darbe alçaklığının daha ilk saatlerinden itibaren bunun FETÖ ve onları destekleyenler tarafından yapıldığı belli idi. Hemen akabinde operasyonlar yapıldı. Bu terörist yapı ile bağlantılı olan kişiler derdest edildi veya görevlerinden el çektirildi.

Darbe kalkışmasından sonra göz altına alınanlar, görevlerinden ihraç edilenler hakkında soruşturma açılanlar artıkça bazı kesimlerin desteği ile de kendilerinin mağdur edildiğini söyleyen kesimler çıkmaya başladı. Sizler bu kadar mağdurun olduğunu düşünüyor musunuz?” dedim;

Çok net bir cevap verdi; “hayır kesinlikle…”

İnşallah bu dostumun bu cevabından sonra nedenleri ile beraber bir sonraki yazımızda kaleme alacağız.

 

Selam ve dua ile…

foto
Yazar: Musa APUHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal