Advert

Hey Bingöl Duymuyoruz Kopan Çığlıkları…

Son birkaç gün içinde Bingölde kopan kaçıncı çığlıktı da biz hepsine sağır kaldık?

Bir çığlık, bir çığlık, bir çığlık daha, duymadık…

Otuz üç yaşındaki M.B. kardeşimizin çığlığını duydunuz mu? 
Hayır.

Otuz beş yaşındaki M.K. kardeşimizin çığlığını duydunuz mu? 
Hayır.

On yedi yaşındaki Y.B.kardeşimizin çığlığını duydunuz mu? 
Hayır.

Peki on dokuz yaşındaki Y.Ç.kardeşimizin çığlığı?
Onu da duymadınız…

Bugüne kadar ki bütün çığlıkların sahipleri gibi bunlarda ölmek için intihar etmedi veya ölmek istemedi.

Peki neden bütün bu çığlıklar?

Çözümsüzlük girdabında, intiharın çözüm yolu olduğu fikri galip gelmiştir zihinlerde.

Evet, bazen bir intihar haberini aldığımızda, “bu insan hiçbir şey yokken neden intihar etti?” deriz.

Yaşadığımız dünyada, maalesef her kırk saniyede bir insan intihar yüzünden ölüyor.

Kimse durup dururken intihar etmiyor dedik ya, biz yardım çığlıklarını duymamışız, canlar yitip giderken…

Bakın intihar edenlerin, intihar etmeden önce konuştuklarına ve yazdıklarına;
‘’kendime zarar vermekten korkuyorum.’’
‘’yaşamak anlamsız geliyor.’’ 
’’başka çarem kalmadı.’’ 

Ey anne, baba, eş, kardeş, çocuk, arkadaş, komşu ve diğerleri; biz bu çığlıkların hepsini duymadık mı?

Duymadık veya duymamazlıktan geldiysek, intihar eden kişi, kendini bizlere duyurmak için intihar etmiş olabilir mi?

Yani intiharın çözüm yolu olduğu bilincine hakim olmuş olabilir mi?

“Allah’tan korkmasaydım, çocuklarım, sevdiklerim olmasaydı intihar ederdim.” diyen birinin, Allah’a olan inancı zayıflamışsa, çocukları ve sevdikleri de onu anlamamışsa, kırmışlarsa, burada da intiharın çözüm yolu olduğu bilinci hakim olmuş olamaz mı?

Dedik ya, aslında kimse ölmek için intihar etmiyor…

Kırdıklarına kendini affettirmek, karşılıksız sevdiğinden karşılık görmek, kendisine zarar verenden ve kendisini anlamayandan öç almak, içine düştüğü ekonomik çıkmazdan kurtulmanın bir yolunu bulmak ve borçlarını erteletmek…

Dikkat ettiniz mi şu köprülere ve çatılara çıkanlara? 
Hiç biri ölmek için oralara çıkmıyor. 
Sıkıntılarından kurtulmak, sevdiklerine kavuşmak, yani huzur içinde yaşamak için oralara çıkıyorlar. Ama zaman zaman bu karşılığı göremeyince, intihar düşüncesi bilinçlerine hakim oluyor ve intihar etmeyi seçiyorlar…

Eğer intihar, yaşamdan kurtulmak için olsaydı, intihar edenlerin duyguları eylemlerine yansır mıydı?

Geri dönüşü olmayan bir yola girenin, ardında kusuru olan herkesin, birbirine vicdan azabı çektirmek için kusurlu olanların alenen suçlanması, bir başka sıkıntı.

Birde intihar edenin ardında bıraktığı notlar bazen hiç bilinmeyenleri de ortaya çıkarmaktadır. Karşılıksız sevgiler, ufak tefek borçlar, iş bulamamalar, “aldatıldım” hisleri ve daha neler neler…

İntihar edenlerin birçoğunun intiharını önceden haber verip, “sorunlarımı çözün, çözülmesinde bana yardımcı olun, bu günüm de yanımda olun ve beni anlayın” mesajını verdikleri için, bu sorunların çözülmemesi durumunda, intiharda başarılı olamamışlarsa, bunu tekrarlamaları daha güçlü bir ihtimaldir.

TÜİK verilerine göre, intihar olayları sıralamasında Bingöl olarak, Türkiye genelinde ilk üçün içinde olmamız, ayrıca üzerinde düşünmemiz gereken bir sorundur. Bu tür toplumsal sorunların, ancak toplum olarak, top-yekün bir mücadele ile üstesinden gelinebilir.

Geleneklerine bağlı, inançlı bir toplum olan Bingöl halkı, bu durumu mutlaka masaya yatırmalı ve “bizler nerede hata yapıyoruz?” diye bir öz eleştiri yapmalıdırlar.

Sonuç olarak; iş işten geçtikten sonra bütün bunları yapmadığımız için ah vah edip, vicdan azabı çekmemek için, bütün bunları bilip, önceden yapmalıyız.

Stepnesi olmayan tek şeyin can olduğu bilinciyle…

foto
Yazar: Musa APUHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal