Can Dostum Muhammed Şakir Abi - 2


 

Çabuk yok olup gitmesinden anlamalıydım güzel olduğunu, ama bilemedim. Neden böyle olduğunu da anlayamıyorum. Hayranı olduğum, sevdiğim, "tamda bu" diye düşündüğüm her şeyi kaybettim.

Kaybettiğim her şeye üzüldüm çünkü bütün kayıplar bana acı verdi, içimi yaraladı. Bazılarını unutmak zor olmadı, bazılarına da alışmak çok sürmedi.

 

Dedim ki; "demek bana bunları unutturacak daha güzel şeyler girdi hayatıma da ondan unutmak veya alışmak bu kadar zor olmadı." Ta ki can dostum Muhammed Şakir Abimden ayrılana kadar...

 

Kaybetmenin ne olduğunu, yeri dolmayacak dostları kaybettiğinde anlıyorsun. Yüreğinin kanatları kırılıyor uçamadığın da ve uçmak için çırpındığında bile uçamıyorsan, anlıyorsun kaybetmenin ne olduğunu… Sekiz yıl oldu ben can dostumdan ayrılalı...

 

Ayrılığın bağrımda açtığı yara kabuk bağlamadığı gibi her gün daha fazla kanıyor. Canım acıyor, işte ben bu can acısıyla bu satırları yazıyorum can dostuma…

 

Yaşadığım hayatta çok fazla candosta ihtiyaç olmadığını düşündüm çünkü karşılıksız kimsenin kimseyi sevmediğine inandım. İnsanlar gerçekten dost olsaydılar, aralarında asla bitmeyen bir saygı ve muhabbet olurdu diye düşündüm. Oysa birbirine dostum diyenlerin arasında ben bu muhabbete rastlamadım. Menfaatin, iki yüzlülüğün ve kazan-kazan ilişkilerinin tavan yaptığını gördüm.

 

Bu bakış açısı bende kemikleşmeye başlayınca, Allah imtihanımız arasında, can dostum Muhammed Abiyi çıkardı karşıma... Can dostumu tanıdıktan sonra bana dostum diyen veya birbirlerine dost diyen herkeste "Muhammed abide olan vasıflar bunlarda var mı?" diye baktım, yani herkeste seni aradım can dostum Muhammed Şakir abim.

 

Can dostum, ben seni ilk gördüğümde seni yeni değil, çok uzak alemlerden tanıdığımı anladım. Sana "sen kimsin?" sorusunu bile sorma gereği duymadım çünkü seninle ilgili bütün her şey sanki aklımda vardı ve ben seninle ilgili her şeyi biliyor gibiydim.

 

Ayrılalı yıllar geçmesine rağmen seninle ilgili hiçbir düşüncemde yanılmadığımı gördüm.

Böyle olunca ayrılığın acısı daha da katmerleşti gönlümde..

 

Anlayacağın can dostum, ayrılık acısı büyük. Her halinden çok özel bir insan olduğunu anlamıştım.

Dostun acısını da, mutluluğunu da paylaşan ama kendi acısını içinde yaşayan hallerini hep gözlemledim.

 

Can dost; konuşurken hiçbir kelimesini kaçırmak istemedim, ben konuşurken beni isteyerek dinlediğini hep gördüm. Benden saklamaya çalıştığın, yüreğine hapsetmek istediğin bütün hallerini aslında gözlerinden okudum. İnan aynısını bende yüreğimde yaşamaya çalıştım, dostumun acılarını üleşmek adına…

 

Sen dostluğa o kadar önem veriyorsun ki, dostun kalbini kimseler incitmesin diye yüreğinle dostun yüreğini sarıyorsun. Dostum dediğine serçenin kanadı değmesin, dost naiftir, kırılır dedin, dostunun arkasından söz ettirmedin, dost incinir dedin.

 

Ama biliyorum ki çok kırdılar seni. Ama bunu belli bile etmedin. Dost yoluna yüreğini serdin, yüreğinden öptüğüm güzel dost…

 

Can dost, seni o kadar anlattım ki bazen insanlar abarttığımı düşündüler,  "gökten zembil ile inse bu kadar olur" dediler. Ama senin dostluğunu yaşamayı bana nasip eden Allah’a hep şükrettim.

 

Bazen, bazı şeyleri anlatmak çok zor bilirsin, işte bir can dostu anlatmak, bazen kelimeleri aciz bırakıyor. Onu eksik anlatmaktan korkarsın, ama bu sana olan ikinci mektubum, anlatabildiğim kadar anlatırım anlatamadıklarım yüreğimde kalsın, biliyorum ki yüreğin ayan…

 

Bu defa soruyu kendi kendime sordum; dost nedir diye?

 

Bazen dostun yaşı senden küçük olur ama onu bir baba gibi görür, saygı duyar, hürmet edersin.

Bazen yaşı senden büyük olur, ama sen onu bir kardeş gibi görür, sever ve seni dinlemesini istersin.

Bazen yaşıtın olur, ama sen onu bir abi gibi görür, bütün acılarını, sıkıntılarını ona yüklersin.

Yani bazen küstüğün, bazen darıldığın, bazen mutluluğunu paylaşıp sarıldığın, bazen incinip kırıldığın, bazen de bütün yalnızlıklarında liman görüp sığındığın dır dost…

 

Öylesine değil ölesiye olmalı dostluklar. Yoldaş olmalı, can olmalı, candan olmalı dostluklar.  

Her başı ağrıdığında yanında olmalı, ağırlıklarına omuz vermeli, mutlu mu, kederli mi hallerine bakmadan, her halinde yanında olmalı. Gurur duymalı, onda kendini görmeli ve hissetmeli. Yüreğiyle dost olanın dostluğunu hak etmeli. Ben özel dediğim insanın dostu olmaktan gurur duyuyorum ve dostumdan beni halen dost gördüğüne dair bir haber bekliyorum.

 

Ben çocuklarıma can dostumu anlatıyorum. İnşallah can dostumun da ileride çocuklarına anlatacağı bir anısı olmalı benimle ilgili. Can dostumdan bunları isterken, onunda böyle bir dostluğa ihtiyacı var mı doğrusu onu bilmiyorum ama dostumun her şeyi yürektendir, onu biliyorum. Ben dostumu ihmal ettiysem dostum beni bağışlar. Belki de anlatılan dostlukların bana ütopik gelmesinin nedeni, daha önce gerçekten gönülden bir dostla karşılaşmamış olmamdı. Bütün duyu organlarıyla kendini hissettiren bir dost bulunca, işte bu diyorsunuz. Can dostum, işte sen böyle bir dostsun...

 

Can dostum senin ne kadar içten, ne kadar samimi olduğunu bildiğim halde ben kendi isteğimle çekip gittim. Şimdi ne kadar bencilce davrandığımı daha iyi anlıyorum, bir kez daha dostluğunu gösterip beni hoş gördüğünü umuyorum. Eskiden bana dostluğun tarifini yap deseydiler, inan ki yapamazdım. Oysa şimdi çok rahat tarif ediyorum. Seni yazıyorum, her şey yerli yerine oturuyor.

 

Can dostum; buna inanmanı istiyorum, dostuma dair düşüncelerim, saygım, muhabbetim ben ölene kadar devam edecek. Hayatta bazı şeyler değerlidir, mesela; oğlum, kızlarım, eşim, ailem ve can dostum. Belki yanında değilim, belki yanımda değilsin ama bunu bil ki dostumun hayalinin ayak seslerini her daim yanımda duyuyorum.

 

Can dostum biliyorum meramımı anlatayım derken, her şeyi sanki yüzüme gözüme bulaştırdım.

Ama benim ne demek istediğimi çok iyi bildiğini biliyorum. Can dostumla ve oradaki bütün kardeşlerimle en kısa zamanda bir arada olmayı, hasret gidermeyi arzuluyorum ve yüce Allah'tan bunu diliyorum. Can dost, şımarıklığımızı, nazlılığımıza, sessizliğimizi, niyazlılığımıza ver.

 

Aslında anlatacak çok şey var ama ben bir tek şey istiyorum, dost bana dostum desin...

 

Buradan bir kez daha bütün Yusuf-i kardeşlerimi Allah'ın selamı ile selamlıyor, hepsine hürmetle ve muhabbetle sarılıyorum. Muhammed Abim sana tekrar tekrar muhabbetlerimi iletiyorum, o güzel yüreğinden öpüyorum, dualarınızda olmayı arzuluyorum.

 

 

Selam ve Dua ile.

foto
Yazar: Musa APUHAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal